Ana içeriğe atla

Kış Oyunları !


Malum sonbahar yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Gerek hafif hafif çişeleyen yağmuru gerekse "artık üşütmeye geldim" der gibi üfleyen rüzgarı nedeniyle park, sokak, çay bahçesi sezonunu yavaştan kapatıyoruz. Hal böyle olunca dışarıda geçirdiğimiz 2-3 saatlik süreyi de (hatta daha fazlası) evde geçirmek gerekiyor, bu da elbette yaratıcı bir çaba gerektiriyor. İkizler bugün oynadıkları oyunu yarın oynamak istemiyor; hatta bazen sabah ayrı, öğlen ayrı, ikindi ayrı, akşam ayrı bir meşgale istiyorlar kendilerine. Tabii ben de yaratıcı ruhlu bir anne olarak yırtınıp (ay yani çırpınıp) duruyorum evin içinde.

Uzun vadede ümit veren yeni oyunumuzu sizlere de ilham vermesi açısından burada paylaşayım dedim. Fotoğraftaki direksiyonlar belki de bebişlerim 1 yaşındayken falan alındı. O zaman düğmelerine basınca cırtlak cırtlak öten kornalar, sirenler ilgilerini çekiyordu, gelin görün ki aylar ilerledikçe bıkılan direksiyonlar bir kenarda unutuldu. Geçen gün temizlik yaparken elime geçtiler. Özlemişler tabii kapıştılar hemen. İki evirip çevirip bir kenara atmasınlar diye ben de hemen bir oyun uyduruverdim. Bu iş için iki direksiyon, iki sandalye yeterli. Dileyen dolmuşlarda kullanılan minik işlemeli el havlusu, tesbih, anahtarlık, vs. de kullanabilir. :) Sandalyelerine bir güzel yerleşen ikizler otobüs şoförlüğüne hemen alıştılar. Yolcu indir bindir, akbil bas derken epey zaman geçirdik. Oyunun tek kötü yanı her zamanki gibi benim de dahil edilmemdi. Ama vakit geçirdik, bir mesleği yakından tanıdık ve en önemlisi eğlendik; buna da şükür! :)

Yorumlar

  1. resim çok hoş :) kış oyunları evde olunca güzel oluyor zevkli çocuklar için ..
    sevgiler :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler...evet kış boyu eve kapanınca neler neler oynuyoruz bir bilseniz :))

      Sil
  2. çok tatlı çocuuklarınız :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…