Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

En son yayınlar

Jane Austen Öldü Mü, Issız Acun Kaldı Mı, İmdi Yürek Yırtılır :)

Jane Austen...kadın-erkek arasındaki ilişkileri, aile bağlarını, sosyal düzeni cesur bir kalemle ele alan, yine de döneminde taktir göremeyip değeri ölümünden sonra anlaşılan bir yazar. Hatta değeri sonradan öyle çok anlaşılmış ki kendisinin yazdığı kitaplar basılmakla kalmamış, kitaplarını temel alan başka başka eserler (uyarlamalar/adaptasyonlar) yazılmış; yetmemiş eserleri ve adaptasyonları beyaz perdeye de uyarlanmış. 18 Temmuz yazarın 200. ölüm yıl dönümüydü ve bu vesileyle yazar özellikle İngiltere'de çeşitli etkinliklerle anıldı. Gerçekleştirilen etkinliklere göz atmak isterseniz, etkinlik listesi (İngilizcesi) için TIK TIK...

Kitaplarını (ve uyarlanmış filmlerini) çok sevdiğim yazarı ben de anmazsam hatırı kalırdı :) Bu yüzden geçtiğimiz hafta boyunca Jane Austen'la ilgili kitaplar, dergiler, DVD'ler döküldü ortaya. 

Öncelikle şunu belirteyim, Sabit Fikir dergisinin Temmuz sayısının kapak ve ana dosyası sevgili yazarımıza ayrılmış. Hemen bir tane edindim ve keyifle…

Amanın Da Amanın Kim Gelmiş?! (Kitap Alışverişi)

Kitap kargolarını makasla açabilecek kadar sabırlı olan insanlara hep hayranlık duymuşumdur. Zira ben kargo içeri kabul edilir edilmez saldırıp kutuyu parçalayanlardanım :) Tutarlılığı bozmamak adına dün gelen kargo kolisini de fotoğrafta görüldüğü gibi (ve sanki içinde hangi kitaplar olduğunu bilmiyormuşum gibi) parçalayarak açtım. Kitapkolikler bilir, ilk açılma anındaki heyecan ve mutluluk ikilisini en baba sporlarda (bungee-jumping olsun, paraşüt atlama olsun) bile tadamazsınız!

Okuyacağım kitapları genellikle online sipariş ediyorum ama arada mağazalardan da aldığım olmuyor değil. Nisan ayından bu yana gerek mağaza indirimlerini yakaladığımdan, gerekse kitap dostlarından ödünç aldığımdan okunmayı bekleyen bir kulem vardı. Temmuz başında bu kuleyi eritmeyi başardığım için yeni bir kitap siparişi ile kendimi ödüllendirdim ve böylece eritecek yeni bir dağım oldu :D

Kitap siparişi verirken genelde aynı tür şeyler almamaya çalışıyorum. Çocuk gelişimi, kişisel gelişim, roman, vb. gibi…

Canavarın Çağrısı ~ Korku ve Hüzün Bir Arada

Çok uzun bir aradan sonra yeniden merhaba! Aslında niyetim yıllar önce unutulmuş (3 yıl kadar olmuş) blog'uma şöyle bir bakıp çıkmaktı. Ama o da ne?! Sayfayı açar açmaz bir bakmışım yeni bir yazı giriyorum :) Özleyenler parmak kaldırsın o halde :))
Her ne kadar vakitsizlikten ya da tembellikten blog aleminden uzak kalsam da, instagramda bir şekilde sürdürülebilirlik sağladık sanırım. İkizlerle birlikte yaptığımız etkinlikleri, gezdiğimiz yerleri, okuduğumuz kitapları, oynadığımız oyunları fırsat buldukça ig'de paylaşmaya çalışıyorum. Takipçi dostlar ne der, ne düşünür bilemem ama ig benim için güzel anların kaydını tuttuğum bir nevi günlük oldu.
Eee hadi o zaman dün akşam bitirdiğim bir kitap yorumuyla açılışı yapalım, ne dersiniz? Hazırsanız kesiyorum kurdeleyi :D Sevgili Esra tanıştırdı beni Canavarın Çağrısı (A Monster Calls) kitabıyla. Tanıştırmakla kalmadı, okumam için ödünç de verdi. Tudem Yayınları'ndan çıkan kitap edebiyat türü olarak roman başlığı altında sınıfla…

Sabır Taşı Çat Etti!

Dört yıllık çocuklu hayatımda edindiğim yegane tecrübelerden biri de (ki kendisi anneler için büyük değer taşır) çocukların 'sabır' denen kavramdan bihaber olmasıdır. Mesela kek istiyorsa hemen pişirilecek (sizin o esnada banyoyu ya da mutfağı ovuyor olmanız onun derdi değil) ya da dans etmek istiyorsa hemen edecek (o anda bir AVM'nin orta yerinde olsanız bile!). Bunlar küçük örnekler; bir de ikiz literatüründe (bunu ben uydurdum, boşuna araştırmayın) sabır taşı olan anneyi bile çatlatan örnekler var ki sormayın gitsin!
Yaz tatili geldi çattı dedik ya önceki yazılarda, boş geçirmek olmaz tabi bu dönemi. Ayaklarımızı bi' tuzlu suya sokalım, kızgın kumlardan serin sulara atlayalım, Temmuz güneşini tenimizde hissedelim, sahil boyunca turlayıp haşlanmış mısır yiyelim, değil mi ama?! Bu vesileyle biz yaz tatili programımızı yapıp uçak biletlerimizi aldık. Yanı sıra büyük bir de hata yaptık: 'Bilgisayarda na'pıyosun babacım?' diye soran ikizlere boş bulunup, …

Bugün Uyumayacak mıyız Anne?

Havalar ısındı, balkonlar temizlendi, çiçekler sulanarak gerekli renk ve koku aranjmanı yapıldı, kapı-pencere gibi açılabilecek her yer açılıp sıcak yaz güneşinden azami miktarda istifade edildi, sokaklar tıka basa çocuk doldu  ve gök kubbe bir o kadar çocuk sesiyle yankılandı, dantelini kapan komşu hanımlar beton dökülmüş her bir kapı eşiği ve merdiven basamaklarını istila etti, su tabancaları, can simitleri, kolluklar tozlu baza altlarından çıkarıldı, küçük gelen mayolar bir kenara ayrılırken diyet telaşı her bir yüzücüyü sardı - kısacası - bizim buralara yaz geldi!

Güneşin erken doğmasıyla birlikte bizim evde de yataktan çıkma saati 09.00'dan 7.30-08.00 zaman dilimine çekildi. Ben daha çapaklı gözlerimi açıp nerede olduğumu anlamaya çalışırken ikizler çoktan yataktan çıkmış ve "hadi kahvaltı hazırla anne" nidalarıyla odama doluşmuş oluyorlar. Ayaklarımı sürüye sürüye tuvalet-mutfak-yemek masası üçgeninde 1 saat geçirdikten sonra herkesi doyurmayı başarıyorum. Öğlen sa…

Çocuklarınıza Düzen Kavramını Öğretiyor musunuz?

Hiç bir zaman böyle ak patiskalar serecek, havlu kenarlarına akça danteller gerecek, halıları ağarana kadar silecek titizlikte bir kadın olmadım. Maalesef ya da iyi ki içimde böyle bir kız çocuğu hiç olmadı. Bu noktada titizlik ve temizlik kavramını ayıralım ama. Her daim temiz ve düzenli oldum. Özellikle düzenime çok düşkünümdür. Mesela ikizlerimden önce DVD'ler alfabetik sıraya göre düzenlenir, kitaplar yazar adlarına göre gruplandırılır, giysilerim renklerine göre asılır, makyaj malzemelerim türüne göre kutulanırdı. İkizlerden sonra durum değişti tabii, düzen kavramı hayatımdan tamamen çıkıp gitti. Yatarken ayağıma giyeceğim pijamamı bile bulamaz oldum. Geçtim makyaj malzemelerimi tarak yüzü dahi görmedim. Yeni anne olacakların morali bozulmasın sakın. Bu geçici bir durumdu. Çocuklar büyüdükçe düzenimiz de yavaş yavaş geri gelmeye başladı. Tabii bu düzen o düzen değildi artık; yani düzen kavramı yeni bir boyut kazanmıştı. Örneğin kitaplar yırtılmadan, karalanmadan raflarda bir…