Ana içeriğe atla

Uyku Tulumu Sezonu Açıldı!

Eylül ayının son haftasında uyku tulumu sezonunu açtık! Kışlıklarının arasında uyku tulumlarını gören ikizler bir blog çekilişinden Maxsteel seti kazanmış kadar mutlu oldular :) Tahmin edeceğiniz gibi Eylül ayının bol güneşli öğlen saatlerinde uyku tulumlarını giymek için önümde arkamda dolandılar, yetmedi yakama paçama yapıştılar, o da yetmedi "ama biz çok üzülüyoruz, yütfen anne" repliğiyle küçük Emrah'tan geri kalmayıp bana vicdan azabı çektirdiler. Anne yüreği dayanmayınca giydirdim gitti, mantar, pişik ve saire için sorumluluk kabul etmiyorum diye de belirttim. Tabii kavramlar tam yerine oturmadığı için bir ara mantar- mantı- martı gibi bir kaç kavram üzerine 3 yaş grubu için bir münazara düzenlemek zorunda kaldım :)

Uyku tulumlarını giyer giymez türlü jimnastik hareketlerini büyük bir özenle sergilemeye başladılar. Tabii her bir figür için de tek seyircilik stüdyodaki annelerinden alkış ve onay almayı ihmal etmediler: "Böyle nasıl anne?", "Peki böyle de güzel mi?", "Şimdi böyle güçlü müyüm?". Öyle ki, figür karmaşası içinde bir ara kendilerini kaybettiler ve bacakları birbirine dolandı :)





Genelde evimiz çok sıcak olur, ancak ikizlerimden biri gece boyu üzerinde hiç yorgan tutmaz. "Ayaklarım hava almak istiyor anneciğim" diyerek tepiştiriverir yorganı. Hal böyle olunca ona kalın pamuklu uyku tulumu tercih ettim. Böylece gece boyu kontrol etmeme de gerek kalmadı. Diğer oğlumun üst açma sorunu yok aslında, hatta tam tersine öyle bir sarılıyor ki yorganına buram buram terliyor...ama ikiz kıskançlığı dillere destan, biri uyku tulumu giyerse, illa ki diğeri de giyecek. Bu yüzden ben de çok terleyen oğlum için ince penye olan uyku tulumlarından bir tane tercih ettim. Böylece yorganına da istediği gibi sarılabiliyor :)

"Bütün bunlara rağmen deliksiz uyku çekebiliyor musun anne hanım?" diye soracak olursanız kısacık bir cevabım var: "Nerdeeee!" :)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…