Ana içeriğe atla

Çok Oyuncağın Zararları: Bir Oyuncakseverin Anılarından!

İkizlerim doğmadan önce de bir oyuncakseverdim. Odamın bir köşesini illa ki bir kaç peluş hayvan kaplar ya da illa ki bir yerlere sıkıştırılmış barbie ya da porselen bebekler olurdu. İkizlerimin doğumuyla birlikte bu tutku/itki/heves ikiye üçe katlandı. Daha hamileyken bile eve oyuncak taşımaya başladım. Ne zaman alışverişe çıksam elim kolum oyuncak dolu döndüm eve. Çocukları oyuncakçıya götürdüğümüzde bakıp bakıp bir şey almadan çıkmaya yeltendikleri zaman kollarından geri çekip bakın bu da var, şu da var demişliğim bile vardır. Pazarda hususi olarak oyuncakçının önünden geçer, uyduruk plastik oyuncaklar dikkatlerini çeksin diye dua ederim.

Peki iyi mi ederim? Hayır, hiç iyi etmiyorum. Siz siz olun oyuncak sevdalısı olmayın. Bir kere paranızın büyük bir kısmını ya bir iki gün içinde kırılacak ya da sıkılınıp bir köşede unutulacak eyalara yatırmış oluyorsunuz. İkincisi ev o kadar kalabalıklaşıyor ki yeri geliyor adım atacak yer, oturacak bir köşe bulamıyorsunuz. Üçüncü olarak bu kadar oyuncak bolluğu içerisinde zavallı evladınız seçim yapamadığı için genellikle oyuncaklar yerine sizinle oynamayı tercih ediyor. Ve sanırım son olarak da evdeki kalabalıklık, ıkış tıkışlık sizi de çocuklarınızı da bunaltıyor ve sürekli olarak dışarı çıkma eğiliminde oluyorsunuz.


Bu fotoğrafta gördükleriniz evdeki oyuncakların küçük bir kısmı. Bir bu kadar daha başka bir sepette yatıyor. Ve neredeyse bir o kadar daha çekyat altlarında ve gömme dolaplarda gizleniyor.

Kendi kendime düşündüm bu böyle gitmez. İlk olarak ikizlerimin yaşına uymayan küçük oyuncaklarımızı ayırdım ve ihtiyacı olanlara verdim (Tabii cimrilik yine yakamı bırakmadı, sadece 3-5 parça ayırabildim). Yine de bir başlangıç sayılır değil mi ama?! İkinci olarak yaşlarına uygun olmayan bu sefer büyük gelen oyuncaklarımızı (100 parçalık yap-bozlar gibi) sakladım. Üçüncü olarak da en az sevdikleri, yüz vermedikleri oyuncakları koca bir çöp torbasına atıp gömme dolaba kaldırdım ki yokluklarını anlayıp özlesinler. Ve son olarak (en önemlisi) kendimi oyuncak almama konusunda motive ediyorum.

Bakalım oyuncak azaltma ve evi sadeleştirme planlarım ne kadar süre yürürlükte kalacak? Lütfen bana yalnız olmadığımı, böyle annelerin çoook ama çook yaygın olduğunu söyleyin :)

Yorumlar

  1. Öyle çok oyuncak almıyorum alamıyorum eşim frenliyor:))Bana kalsa da evde yer kalmayabilirdi.Ama çok az alıyoruz dediğim haliyle bile şimdiden 3 sepetten fazla oyuncak var onu da anlayamadım gitti.Gerçi hediye gelen eskiden kalan peluşlar falan var onlarla hiç oynamıyor zaten oğlum.Diğerlerini de odasında herbirini kendi aralarında gruplandırıp ayırdım ve paşam gün içinde çok sık vakit geçirebiliyor oyuncaklarıyla.Pek de şikayetçi değilim yani.Paşam 20 aylık bu arada

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de almadığımı zannediyordum ama evin ortasında oyuncak yığınlarını görünce br eyker dank etti kafama :)))
      Vakit geçirebiliryorsa oyuncaklarıyla ne mutlu size...

      Sil
  2. dert etme bende oyleyim:(( oyuncak arabalara hiç hayır diyemiyorum. sadece çok ucuz ve oplastik oyuncakları almıyorum. ama artıkkara verdim, aynı fonksiyonu goren oyuncak evde varsa alınmayacak. mesela polis arabası sadece 1 tane olmalı gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum....oyuncak arabaların sonu gelmiyor yahu! :))

      Sil
  3. Biz ikizlerimize çok çok az oyuncak alıyoruz. Bu konuda size "Daha Sade Bir Hayat" Kitabını Öneririm. Çocukların hayatlarını bir çok alanda sadeleştirmek işe yarıyor
    http://www.ikiziz.biz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet o kitabı okumuştum geçen kış, gerçekten güzel fiirler veriyor ancak insan tutkunu olduğu şeyleri bırakmakta zorlanıyor :))
      Dün bir ilki başardık, bir AVM'de gezdik tozduk ve hiç oyuncak almadan eve geldik!

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…