25 Ağustos 2013 Pazar

Canım Catherine Arley'im !

Bu postuma siz deyin kozmetik yazısı ben diyeyim yeni yetme bir üniversiteli anısı. Yıllar yıllar önce Boğaziçi Üniversitesi'ni kazanıp ilk defa ayak basmışım İstanbul'a. O zamanlar Şirinevler'de yaşayan bir kuzenimin olması büyük şans benim için. Ancak henüz bana çıkmamış olan yurt odasının kaybı da büyük talihsizlik. İstanbul'a alışmak maksadıyla kuzenim beni gezdirip duruyor. Bir seferinde de Bakırköy'deki Carousel Alışveriş Merkezi'ne götürüyor. Tabii memlekette böylesine büyük binalar görmemişim. Büyüleniyorum resmen. Ve İstanbul'daki ilk alışverişimi şu an adını hatırlayamadığım bir kozmetikçide gerçekleştiriyorum. Catherine Arley yeşil tonlarında ikili far. O zamanlarda da seyrek makyaj yapan biri olarak zaten azıcık olan kozmetik malzemelerim arasında en güzide yeri alıveriyor sevgili farım.


O kadar değerliydi ki benim için resmen "gıdım gıdım" kullanıyordum. O derece yani. Tabii bu duygusal cimriliğin sonucu olarak far yıllarca cekmece ve dolaplarda kullanılmadan süründü. Hatta son kullanma tarihi geçti. Hatta o tarihten sonra yıllar yılları kovaladı ve nihayet iki hafta önce sevgili farım bir çekmece temizliği esnasında tüm gençlik anılarımlar birlikte ortaya çıkıverdi :)) 


Farımdan çok memnundum, toz toz olup dökülmüyordu, hemen uçup gitmiyordu, yeşilin tonları tam benim sevdiğim gibiydi, ancak gelin görün ki artık küflenmeye yüz tutmuştu. Nihayet çöp kutusunu boyladı. Ah bu cimriliğin gözü kör olsun :)

Hala piyasada var mı bilmiyorum ancak bulursanız kaçırmayın derim!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder