Ana içeriğe atla

Canım Catherine Arley'im !

Bu postuma siz deyin kozmetik yazısı ben diyeyim yeni yetme bir üniversiteli anısı. Yıllar yıllar önce Boğaziçi Üniversitesi'ni kazanıp ilk defa ayak basmışım İstanbul'a. O zamanlar Şirinevler'de yaşayan bir kuzenimin olması büyük şans benim için. Ancak henüz bana çıkmamış olan yurt odasının kaybı da büyük talihsizlik. İstanbul'a alışmak maksadıyla kuzenim beni gezdirip duruyor. Bir seferinde de Bakırköy'deki Carousel Alışveriş Merkezi'ne götürüyor. Tabii memlekette böylesine büyük binalar görmemişim. Büyüleniyorum resmen. Ve İstanbul'daki ilk alışverişimi şu an adını hatırlayamadığım bir kozmetikçide gerçekleştiriyorum. Catherine Arley yeşil tonlarında ikili far. O zamanlarda da seyrek makyaj yapan biri olarak zaten azıcık olan kozmetik malzemelerim arasında en güzide yeri alıveriyor sevgili farım.


O kadar değerliydi ki benim için resmen "gıdım gıdım" kullanıyordum. O derece yani. Tabii bu duygusal cimriliğin sonucu olarak far yıllarca cekmece ve dolaplarda kullanılmadan süründü. Hatta son kullanma tarihi geçti. Hatta o tarihten sonra yıllar yılları kovaladı ve nihayet iki hafta önce sevgili farım bir çekmece temizliği esnasında tüm gençlik anılarımlar birlikte ortaya çıkıverdi :)) 


Farımdan çok memnundum, toz toz olup dökülmüyordu, hemen uçup gitmiyordu, yeşilin tonları tam benim sevdiğim gibiydi, ancak gelin görün ki artık küflenmeye yüz tutmuştu. Nihayet çöp kutusunu boyladı. Ah bu cimriliğin gözü kör olsun :)

Hala piyasada var mı bilmiyorum ancak bulursanız kaçırmayın derim!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…