Ana içeriğe atla

İskender -Elif Şafak

'Elif Şafak' adı beni her zaman şaşırtmıştır. Bu kadın bu kadar şeyi nasıl biliyor, bu kadar şeyi nasıl uyduruyor/hayal ediyor, hayal gücünün duvarları yok mu, bir sınırı/soluğu yok mu, nasıl bu kadar akıcı/etkileyici/hafızaya tutunucu/kalbe işleyen/zihne nakşedilen/umutlandıran/sevdiren/üzen/mutlu kılan (listem sonsuza kadar uzayabilir) satırlar üretebiliyor?!! Neredeyse bütün kitaplarını okudum ancak bilmeceyi halen çözemedim.

Bit Palas ve Med-Cezir dışındaki bütün kitaplarını hafızama çoktan kazıdım. Med-Cezir'i hiç elime almadım. Bit Palas'a da başladım ancak 100. sayfada çeşitli nedenlerden ötürü ara vermek durumunda kaldım ve bir daha da sıra gelmedi. En çok etkilendiğim kitabı 'Aşk'. Bu kitabın yeri bende bir başka, başucu kitabım oldu desem yeridir. Hatta bununla ilgili kendisine bir mail attım ve asistanından (kendisi o ara İngiltere'de İskender'i yazmakla meşguldü) çok nazik bir cevap aldım.

Gelelim İskender'e! Kitap piyasaya ilk çıktığında kitabın adını nedense itici bulmuştum. Belki de önyargılıydım. Aşk'tan sonra hiçbir kitabını beğenemem gibi hissettim. Dolayısıyla kitabı çıkar çıkmaz aldım ama okumaya cesaret edemedim. Bir kaç gün bekledi baş ucumda, ta ki ben önyargılarımdan kurtulup kendimi hazır hissene dek.

Kitabın bu kadar muhteşem olduğunu bilseydim, daha kitapçıda başlardım okumaya. Burada konusundan bahsetmeyeceğim ya da bir özet vermeyeceğim. Büyüsü kaçmasın. Ama şunu belirtmeliyim, kusursuz bir olay örgüsü var İskender'in. Labirent gibi karmakarışık gözüken olaylar, bir anda tereyağından kıl çeker gibi çözülüveriyor. Çok fazla karakter göze çarpıyor. Ama hiçbiri geri planda kalmıyor. Her bir kahraman kendine has özellikleriyle kendi izini bırakmış oluyor siz kitabın son sayfasını çevirip de arkanıza yaslandığınızda. Bir solukta okunabilen bir kitap olmuş İskender. Ben bile, ikizlerime rağmen, zaman yaratıp 2-3 günde bitirmeyi başardım bu kitabı. Ne diyeyim ki?! Ellerine sağlık Elif Şafak!

5 üzerinden 5 verdiğim bu kitabı, siz de kendinizi hazır hissettiğinizde alıp okuyun derim :)

Yorumlar

  1. Suanda okumaktayim.Ama ben hala labirent kismindayim daha sarmadi beni ama bu yazi merak ettirdi beni :)

    YanıtlaSil
  2. Başta ben de öyle hissettim...ama sonra açılıverdi, akıp gitti :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…