Ana içeriğe atla

Bir Cumartesi Hikayesi

İkizlerime hamile kaldığım andan itibaren annem ve teyzemler dahil neredeyse bütün tanıdıklarım "Çok şanslısın, bir taşla iki kuş vurdun, üstelik ikizler melekler kadar uslu olur" şeklinde yorum yapmışlardı. Bütün bu yorumların ne yazık ki zavallı ikiz annelerini teselli etmek için yapıldığını ancak bebeklerimi dünyaya getirdiğimde anladım. Bebek bekleyen veya böyle bir niyeti olan ebeveynlere buradan açık ve net bir şekilde seslenmek istiyorum: HAYIR, İKİZLER USLU DEĞİLDİR! Hele ikisi de oğlan olmuşsa vay halinize :)

Bu Cumartesi havanın güzel olmasını bir fırsat bilip vurduk kendimizi yollara...tabi öncesinde 1,5 saat kadar bebeklerin doyurulması, alt değiştirme, ikisinin giydirilmesi, benim, eşimin ve anneannemizin hazırlanması, bebek çantası hazırlanması, vs. sürdü. Ardından durakta taksi kalmadığından 15-20 dk. taksi bekledik (Her yere en az 3 yetişkin ile gidebildiğimizden, ikizlerim henüz otobüs veya minibüse binmedi). Taksiye binip daha 10 dk. yol alamamışken 2 nolu bebeğimi araba tuttu, başladı ağlamaya ve hedefimiz olan Metrocity'e varana kadar ağladı (bu sefer şeker ya da sakız (onun deyimiyle gagı) işe yaramadı). Alışveriş merkezine girip 2 nolu bebeğin ihtiyacı olan bir çift ayakkabıyı yeni almıştık ki bu sefer ikisi birden patates kızartması diye tutturdu. Aldığımız patatesleri ağızları dışında her yerlerine süren bebeklerim daha üçüncü patateste sıkıldılar. 1 nolu bebek yürüyen merdivenlerde attığı 5 turun ardından yine de bu merdivenlerde kalmak için yerlere yatarak ağladı; bu esnada 2 nolu bebek yan masada gördüğü balon sebebiyle zaten ağlamaktaydı. En yakın kitapevine sokularak susturulan 2 nolu bebek bu sefer de oradan çıkmamak için tutturdu; bu esnada 1 nolu bebek halen yürüyen merdivenlerde başı dönmüş olan annesi ile inip çıkmaktaydı.

Sonunda ne mi oldu? Sadece bir mağaza gezmiş ve yarım yamalak birer hamburger atıştırmış olan biz ebeveynler bebekler halen ağlar vaziyetteyken en yakın taksiye atlayıp evin yolunu tuttuk! Tek tesellim eve geldiklerinde (bu kez melekler gibi) uykuya dalmalarıydı...

Ve bir Cumartesi daha böyle geçti :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…