Ana içeriğe atla

İzlemek istiyorum...

Bugün bir kaçamak yapıp eşimle dışarıda yemek yedik. Ardından da Starbucks'ta bi' kahve molası verdik. Romantik akşam yemeğimiz sonuna doğru (teyzelerine bıraktığımız ikizlere olan özlemimizin 2 saat içinde devasa boyutlara ulaşması ve onların yanında olmayışımın verdiği vicdani huzursuzluk nedeni ile) çılgın oyuncak alışverişi ve çocuk kitapları koleksiyonu ile sonlandı. Halbuki akşamın başlangıcında 'Acaba sinemaya da gider miyiz' diye soruyordum kendime...Sanırım tüm çocuklu annelerin sorunu bu. Bedenen nerede olursanız olun, fikriniz ve zikriniz hep çocuklar!

Bu arada itiraf edeyim 18 aydır, yani ikizlerim doğduğundan beri, sinemaya gitmedim. 2 saat boyunca kedimi karanlık bir salona ve alıcılarımı dış dünyaya kapatacak kadar henüz bebeklerimden ayrı kalamıyorum. Annemle bir iki kez DVD keyfimiz oldu. Hepsi bu. Tabi bu arada vizyonu takip edemedim ancak 2 filmi izlenecekler kısmına not ettim...
Birincisi "Şafak Vakti". Alacakaranlık serisinin son filmi. Dört kitabın tamamını okudum ve serinin ilk üç filmini izledim. Dolayısıyla bu filmi izlemem kaçınılmaz oldu. Hele de sıkı bir Edward Cullen fanatiği iken bu filmi izlemezsem çok ayıp olur!!!
İkincisi "Bir Gün". Film hakkında pek bir filrim yok aslında. Filmin adından çok fazla bahsedilince ve bir aşk filmi olduğunu duyunca görsem iyi olur dedim kendi kendime. Kitabını da aldım. Filmi, kitabı bitirdikten sonra izlemeyi planlıyorum...

Bakalım gelecek günler planlarımı gerçekleştirebilmem için bana yeterince zaman bahşedecek mi...Bu filmleri izlediyseniz lütfen bana yorum bırakın. Sıkıcıysalar en azından değerli vaktimi harcamayayım...Herkese iyi seyirler :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…