Ana içeriğe atla

Muradıma Erdim, Mr. Gatsby ile Tanıştım Sonunda :)


Geçenlerde bahsetmiştim Muhteşem Gatsby kitabını okuyup çok beğendiğimden. Göz atmak isterseniz buraya tık tık. Geçen hafta da nihayet filmini izleme imkanı buldum. Film çok küçük değişikliklerle tamamen kitaba sadık kalmış. Oyuncu kadrosu (Gatsby'i Leonardo Di Caprio'nun canlandırdığını düşünürsek) oldukça başarılıydı. Yanı sıra, filmin yönetmeni aynı zamanda Moulen Rouge ve Rome & Juliet filmlerinin de yönetmeni. Bu da demek oluyor ki, film kesinlikle teatral özellikler taşıyor. Sahneler, oyuncu mimikleri, geçişler, yer yer abartılı roller bazen size bir film değil de bir tiyatro oyunu izlediğinizi zannettirebiliyor. Tiyatro izlemeyi seven biri olarak ben bundan hiç rahatsız olmadım aksine memnun kaldım. Bu arada Tobey Maguire'nin Örümcek Adam'daki Peter Parker karakterinden sonra böyle bir filmde acaba bir ağ atma beklentisi yaratır mı diye düşünmeden edemedim. Ama filmi izleyince gördüm ki gerçekten çok başarılı ve role gerçekten çok yakışmış.

Uzun lafın kısası, Muhteşem Gatsby'nin filmini de beğendim. Elbette kitabını tercih ederim ama filmi de izlenecek nitelikte bir film olmuş. Yalnız iki olumsuz özelliği var: Birincisi filmin çok uzun olması, yaklaşık 2 saat 20 dakika sürdü. İkincisi ise kitap kapağını, DVD kapağını gören ya da kulaktan dolma bilgilerle filme gidenlerin beklentisi bir ganster filmi izleme yönünde oluyor genelde ancak filmin aşk filmi olduğu ortaya çıkınca da hayal kırıklığı yaratıyor. Bu noktaya dikkat edelim. Ha bir de bu kadar uzun filmi izleyecek zamanı nereden bulduğumu merak ediyorsanız hemen söyleyeyim: İkizleri uyuttuktan sonra, yani gece yarısına beş kala balkabağına dönüşmeden! Herkese iyi seyirler :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…