Ana içeriğe atla

Balık Tutmaya Ne Dersiniz?!

Sanırım geçen Cumartesi'ydi. İkizlerimle oturmuş Keloğlan izliyorduk. Hani şu dere kenarında mahallece oltalar elde balık tutulan bölüm. Bunu gören ikiz kardeşler Bilgecan Dede ve Tilkican Dede (yani benim ikiz böceklerim) tutturdular "anne bizim oltamız nerede?" diye. Bugünün çıngar çıkarma konusu belli oldu dedim içimden ama dışım hiç bozuntuya vermedi.

Hadi dedim ne duruyoruz o zaman;  olta isteyen televizyonu kapatıp benimle gelsin. Anında fırladılar ayağa. Önce televizyonu kapattık, aktivite masamızı kurduk. Renkli kartonlar, pipet, bel lastiği (halk arasında don lastiği olarak da bilinir), makas, kalem, uhu gibi malzemelerimizi dizdik masanın üzerine.



Önce kartonları bir bir elden geçirip renkleri tekrar ettik. Ardından seçtikleri renkteki kartonlara biri köpek balığı diğeri ise yunus balığı çizmemi istedi. Çizdiğimiz balıkları kesip çıkardık.



Bir karış boyunda kestiğimiz don lastiklerinin bir ucuna balıkları yapıştırdık. Lastiklerin diğer ucunuda pipetlere bağladık.


Ve işte sonuç...Muhteşem birer oltamız ve halihazırda yakalanmış balıklarımız oldu :D



Yaparken de çok eğlendik. Tavsiye ederiz !

Yorumlar

  1. Tahmin ediyorum çok güzeldir demeyeceğim, evet biliyorum çok güzel diyeceğim.. Aynı oyunu bizde oynardık.. Ama sizdeki fark her şeyi kendiniz yapmanız.. Bu dahada güzel.. Ben bunun hazır olanını almıştım.. Mıknatıslı oltalarla balık figürlerini yakalamaya çalışırlardı.. Eski günlere gittim ben yine.:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))
      Evet oyunumuz çok uzun sürsün, canları sıkılmasın diye her şeyi kendimiz yapalım dedik...sağlıklı bir şekilde çabucak büyümelerini istiyorum ama ben de bu günlerini özleyeceğim sanırım!

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…