5 Ağustos 2013 Pazartesi
Yeni Oyunumuz : Çamaşır Asmaca!
Ben ne zaman çamaşır asacak olsam ikizlerim benden önce balkona koşup iş bitirmeye yeltenirler. Yok çamaşır sepetini ben tutayım, hayır çamaşırları anneme ben vereyim, yok mandalları sen uzat, olmaz hepsini ben asıcam derken kendimi balkondan atmama ramak kala çamaşırı da mandalları da olduğu gibi bırakıp içerir gireriz :)
Her seferinde bu böyle olmaz dedim kendi kendime...demek çocuklar heves ediyor, içlerinde kalmasın. Balkon çoğunlukla rüzgarlı, ee oldukça da yüksek...çamaşırı değil asmaları, aşağı atmaları bile pek mümkün görünmüyor. Ben de "yazıktır içlerinde kalmasın yavruların", ileride çamaşır asan bayanlara gıpta ya da nefretle bakmasınlar" diye düşünerek dün akşam saat 22.00 sularında onlara güzel bir çamaşırlık kurdum.
Daha önceden artan çamaşır iplerini iki sandalye arasına gerdim. Koca bir tabak mandalı ve kendi giysilerinden oluşan çamaşır yığınını da koydum önlerine. Önce şaşkın şaşkın süzdüler beni, sonra baktılar gayet ciddiyim hemen işe koyuldular. Hem onlar eğlenceli vakit geçirdi hem o saatlerde yorgunluktan tırlatmak üzere olan bendeniz biraz nefes almış oldum. Tüm analara tavsiye edilir :))
4 Ağustos 2013 Pazar
Bahanemiz Hazır: Emzik bırakmaya çalışıyoruz !
Son üç gündür ikizlerime emzik emmeyi bıraktırmaya çalışıyorum. Aslında geç bile kaldım bu iş için ama çiş eğitimiyle çatışmasını istemedim. Bebek psikolojisinin de bir sınırı var değil mi?! Her ne kadar ben onların emzikli hallerine bayılsam da diş ve damak sağlığı açısından kurtulmanın vakti kesinlikle geldi. Bir de annelerinin (yani bendenizin) yedi yaşına kadar emzik emdiği göz önüne alnırsa herhangi bir genetik bozukluk baş göstermeden bu işin içinden sıyrılmamız gerekiyor!
İlk hamlemi Cuma günü öğlen uykularında yaptım. Biraz mırın kırın ettiler ama böğürme, kendini yerlere atma, kafalarını duvara çarpma gibi olaylar gelişmeyince güvenim arttı. Kesin tavrımı ortaya koydum ve onları bu işe teşvik etmek için emzikleri hakkında ne kadar kötü dedikodu varsa yaptım: Emzikleri yere düşmüştü, üzerine saçlar dolanmıştı, üstelik yırtık olduğu için içine tozlar kaçmıştı. Ben de onları çöpçü amcaya verdim :) Tabii bu numarayı yemediler. "Eczaneden yenisini alırsın anne" dediler. Ben de ikinci taktik olan ödüllendirme aşamasına geçtim. "Eğer emziksiz uyumayı başarırsanız uyanınca alışveriş merkezine gideriz. Orada neler neler yaparız" dedim...ve uyudular.
Uyanınca ne mi oldu...önce emzik diye tutturdular, sonra alışveriş merkezini hatırladılar ve başladılar harıl harıl hazırlanmaya. Eşimi aradım, akşama Cevahir'e gitmemiz gerek dedim ve bir de baktım çoktan taksiye binmişiz bile. Önce oyun salonuna gitmek istediler. Cevahir AVM'deki ana oyun salonu hem kalabalık hem de gürültülüdür. Aklınızda olsun küçük çocuklar için olan salon bir alt kattadır. Orası sessiz, sakin, çocuklara uygun çok eğlenceli oyuncaklarla dolu. Üstelik çocuğunuzu bırakabileceğiniz güvenlikli gözetmenli bir bölümü de var. Bu bölümün hemen yanında kahve dünyası olması da cabası. Yani hem kahvenizi yudumlayıp hem de çocuğunuzun eğlencesine şahit olabilirsiniz. Ben bu zevkten mahrum kalıyorum çünkü ikizlerim bensiz oyun oynama becerisini henüz geliştiremediler!
Oyun salonundan çıkınca hamburgerciye gittik. Malum emzikten kurtulalım diye vermediğimiz söz kalmadı. Hamburger, patates kızartması, soğan halkası ve ayran da bunun lüksü oldu. Normalde dışarıda yemelerine izin vermiyorum ya da nadiren ev yemeğinin değerini anlasınlar diye yediriyorum :)
Yemekten sonra da oyuncakçıya gittik. Her gördüklerine sarıldılar. Daha bir kaç ay öncesine kadar oyuncakçıdaki oyuncaklarla oynar, sonra yerine koyarlardı. Şimdi ise alalım diye tutturuyorlar. Fotoğrafta görülen kırmızı üstü açık araba ve Pepee'nin tahta misketleri ile fotoğrafta mevcut olmayan iki adet zıp zıp top emzik bırama ganimetidir.
Oyuncakçının ardından hep birlikte kahve içmeye gidecektik ki aaaa bir de baktım Watsons'ta indirim var. Maaile girdik kozmetik alışverişine. Fotoğrafta görülen 2 adet ruj (Rimmel ve Maybelline marka) ve yine Maybelline marka bir maskara da böylece eve taşınmış oldu. Eee tamam artık hadi oturup bir kahve içelim dedik ki aaa o da ne?! D&R'da kitap indirimi devam ediyor. Bir de baktım elimde iki adet kitapla çoktan kasadayım :)
Nihayet Starbucks'a gidebildik de biz mis kokulu kahvelerin ikizler de çikolatalı muffinin tadına vardılar. Sonra bindik taksiye, haydi eve! Peki eve gelince ne gördüm dersiniz? Benim önceden eczaneye ve Avon'a sipariş verdiğim 99 marka güneş kremi (çocuklar için cildiyecimiz tavsiye etti, gayet memnunum) ve Rare Pearls marka parfümüm :)
Bu kadarı fazla değil mi? Emziği çocuklar bırakıyor ama bütün gün ben kendimi ödüllendirdim. Neyse ki bunun bahanesi de hazır: ben kendim mutlu olayım ki etrafımdakileri de mutlu edebileyim :)
İşte böyle...bugün üçüncü günümüz, halen uykuya dalarken ve uyanınca emzik diye inliyorlar. Bizim için dua edin de bu zorluğu da atlatalım bir an önce!
2 Ağustos 2013 Cuma
Mercimeklerden Resim Yaptık :)
Tatile gitmeden önce evdeki son bir kaç günümüz...Malum İstanbul'da iki gündür yağış var, bizim buralar bir de rüzgarlı ki sormayın. Yani iki gündür evde habis hayatı yaşıyoruz. İkizlerim başımın etini yiyiyor haliyle: Balkona çıkalım anne, parka gidelim anne, dışarıda top oynayalım anne...Tabii bu istekleri bastırıp onların hoşuna gidecek bir "ev meşgalesi" bulmak da bana düşüyor. Bugün bu görev uğruna yeşil mercimekleri harcadım.
İkizlerim uhu, makas, boya kalemleri ve resim defteri gibi kırtasiye malzemeleri ile vakit geçirmeye bayılır. Oturduk yine yer soframızın başına... "hadi" dedim, "biriniz güneş biriniz de bulut çizsin"..."mercimeklerden resim yapacağız". Bir sevindiler ki anlatamam...hemen havaya girdiler, yok uhuyu ben tutayım, mercimekleri ben dökeyim, güneşi kim çizsin falan filan...tabii mercimekleri yapıştırırken onların motor becerileri ve konsantrasyonları üzerinde çalıştık...bu esnada da epey bir zaman geçmiş oldu. Bir de baktım öğlen olmuş :))
Annelere tavsiyem mercimeklerden sadece mutfakta değil oyun odasında da faydalanın :)) "Mercimek köftesi yapamam ama iyi mercimek resmi yaparım" demiş bir atasözü :D
30 Temmuz 2013 Salı
Mektuplaşmak /Kartlaşmak ister misiniz?
Blog yazmaya neredeyse yaz başından beri ara vermişim...bu kadar uzun bir ara verdiğimi ben de yeni fark ettim. Sebebi malum: YAZ mevsimi...İkizlerimle beraber sürekli parklarda, bahçelerdeyiz...bir ara Zonguldak seyahati gerçekleştirdik, bir ara da Akdeniz'e indik...yol yorgunluğumuzu üzerimizden yeni yeni atıyorduk ki ikizlerim ve ben yazlığa geçmeye karar verdik.
Aslında bambaşka bir şey hakkında yazmak için oturdum bilgisayar başına bugün. Sanırım geçen senenin sonlarıydı sevgili Serrose hoş bir etkinlik düzenlemişti. Kendisine mektup ya da kart atmak isteyenlere bir çağrıda bulunmuş, gelen mektup ve kartları da geliş sırasına göre cevaplayacağını söylemişti. Ben bu etkinliğe katılmış kendisine hem mektup hem de kart atmıştım...her ne kadar kendisinden şimdilik bir dönüş olmadıysa da ben kendi adıma mektup /kart olaylarını seven biri olarak etkinlikten gayet zevk almıştım. İkinci olarak da sevgili kitap bahçesinin düzenlediği kart postal kardeşliği etkinliğine katıldım ve eşleştiğim posta kardeşimle kartlaşmayı halen sürdürüyoruz. Ancak anladım ki ben mektup ve kart postala doymuyorum. Posta kutum dolup taşsın istiyorum, bu vesileyle yeni insanlar tanıyayım, yeni arkadaşlıklar kurayım istiyorum. Heyecanla zarfı açıp içindekileri bir an evvel görmek, okumak istiyorum. En önemlisi de yazmak istiyorum..kalem ve kağıt kullanmak, kalemin kağıt üzerindeki sesini işiterek yazmak istiyorum..çok mu demodeyim ne? :D
Neyse sözü çok uzattım...Diyeceğim şudur ki...benim gibi düşünen, benim gibi hisseden arkadaşları mektuplaşmaya/kartlaşmaya bekliyorum...Bana mektup ya da kart atan herkese ben de aynı şekilde cevap yazacağım. Katılım için 20 Ağustos'a kadar bekleyeceğim. 20 Ağustos'tan sonra da postacıyı bekleyeceğim :))
9 Mayıs 2013 Perşembe
İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)
Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.
Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.
Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besleyici hem de lezzetli oldular. Tam buğday unu kullandık. Yanı sıra tereyağı, yumurta, pekmez ve tarçın da ekleniyor. Tam tarifi Meraklı Minik dergisinin Mayıs ayı sayısında mevcut. Dergisi olmayanlar için istek üzerine tam malzeme listesini ve yapılışını da yazabilirim.
Miniklerimizle hem eğlenceli vakit geçirmek hem de kendinizi becerikli hissetmek için mucizevi bir kurabiye tarifi ! :))
8 Mayıs 2013 Çarşamba
Okuyorum No. 7
Geçen ay üç kitap daha bitirdim...
İlki "Sinek Isırıklarının Müellifi" kitabı ile sevdiğim yazarlar arasına konuşlanan Barış Bıçakcı'nın "Bizim Büyük Çaresizliğimiz" adlı romanı. Çok merak ettiğim bir kitaptı. Sade, akıcı bir dille yazılmış. Tanıdık bir yönü var kitabın... zaman, mekan, insanlar o kadar tanıdık ki sanki geçmişte yaşamısız, görmüşüz, bulunmuşuz, konuşmusuz izlenimi bırakıyor...Severek okudum ve kütüphanemde kalıcı kitaplar arasına girdi.
İkinci kitap "Hala Uzak Hala Umutlu, Hindistan Günlüğü" adlı Gezi/Günce kitabı. Hindistan düşkünlüğümü bilen bilir. Hindistan hakkında yazılmış kitaplardan oluşan bir koleksiyonum bile var. Bu kitap da onlardan biri olarak rafa yerleşti. Okuması keyifli bir kitaptı. Yazar kişiliği olmaksızın, herhangi bir usluba sığınılmaksızın doğaçlama yazılan bir günlüğü andırıyor..tabii satır aralarına Hindistan ve çevre bölgeler hakkında kısa bilgiler de sıkıştırılmış...okurken hem eğlendim, hem de beş parasız fakat kültür zengini Hindistan hakkında biraz daha bilgi edindim.
Ve son olarak da Murathan Mungan'ın "Kaf Dağının Önü" kitabını okudum. Ama pek keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Birbirinin içinden geçen, örtüşen, kesişen bir takım hikayelerden oluşuyor kitap. Okurken yer yer tüylerim ürperdi, kimi satırlarsa içimi sızlattı. Karamsar kitaplardan pek hoşlanmıyorum sanırım...
Benim için Nisan ayı güzel bir okuma ayı oldu. Darısı Mayıs'ın başına :)
7 Mayıs 2013 Salı
Sevgili Günlük #10
Uzun bir aradan sonra işte yine buradayız. Bahar kendini tamamen hissettirdiğinden bu yana eve köye sığmaz olduk. Sırtımızda çantalarımız gezginler gibi yollardayız...O park senin, bu çay bahçesi benim, bu AVM onun derken tek satır yazmaya vaktim olmadı!
Geçen haftalarda neler mi yaptık?! Öncelikle dondurma mevsimini açtık...Ağzımız, burnumuz, on parmağımız dondurmaya doydu resmen :)
Geçen haftalarda neler mi yaptık?! Öncelikle dondurma mevsimini açtık...Ağzımız, burnumuz, on parmağımız dondurmaya doydu resmen :)
Bu fotoğrafta da çay bahçesinde ayran ve patates kızartmamızı bekliyoruz...aç tırtıllar sabırsızlanırken!
Ve burada da annesinin ayakkabılarını giymesini büyük bir sabırla bekleyen kardeşler...Dışarı çıkmak için can atıyorlar, bıraksam merdivenleri koşarak inecekler...
Burada da Cevahir AVM yollarına düştük. Taksi beklerken durduk yere çığlık atan kardeşine şaşkınlık bakışı fırlatan diğer kardeş :)
Ve tabii ki vazgeçilmezimiz olan mahalle parkımız. Utanmasak uyku tulumu getirip burada yatıp kalkacağız...
İkiz annesinin bu hafta kendisi için ne yaptığına gelince...öncelikle grip oldum ve bir hafta süründüm. Sonrasında bir müddet kendimi işime adadım...ama en azından "Cocktail" ve "Teri Meri Kahani" adlı iki Bollywood filmi izlemeyi başardım :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bitmeyecek Öykü
Ve Bitmeyecek Öykü bitti! Kitap bir çocuğun, sınırsız bir hayal gücünün var ettiği Fantazya diyarına yolculuğunu konu ediniyor özünde. An...
-
Herkese Merhaba, okumayı seven biri olarak uzun zamandır bir kitap çekilişi yapmayı planlıyordum. Kısmet bugüneymiş :) Tanrıların Gözdes...
-
(Fotoğraf Kaynağı) Bugünlerde pek çok blog'da türlü etkinliklere rastlıyorum. Kitaplaşma etkinliği, mektuplaşma etkinliği, hediye...
-
Bu yılın ilk kart postalı O Bir Anne blog'unun sahibesinin düzenlemiş olduğu etkinlikte eşleştiğim İkndesign blog'unun sahibe...












