Ana içeriğe atla

Okuyorum No. 7


Geçen ay üç kitap daha bitirdim...

İlki "Sinek Isırıklarının Müellifi" kitabı ile sevdiğim yazarlar arasına konuşlanan Barış Bıçakcı'nın "Bizim Büyük Çaresizliğimiz" adlı romanı. Çok merak ettiğim bir kitaptı. Sade, akıcı bir dille yazılmış. Tanıdık bir yönü var kitabın... zaman, mekan, insanlar o kadar tanıdık ki sanki geçmişte yaşamısız, görmüşüz, bulunmuşuz, konuşmusuz izlenimi bırakıyor...Severek okudum ve kütüphanemde kalıcı kitaplar arasına girdi.

İkinci kitap "Hala Uzak Hala Umutlu, Hindistan Günlüğü" adlı Gezi/Günce kitabı. Hindistan düşkünlüğümü bilen bilir. Hindistan hakkında yazılmış kitaplardan oluşan bir koleksiyonum bile var. Bu kitap da onlardan biri olarak rafa yerleşti. Okuması keyifli bir kitaptı. Yazar kişiliği olmaksızın, herhangi bir usluba sığınılmaksızın doğaçlama yazılan bir günlüğü andırıyor..tabii satır aralarına Hindistan ve çevre bölgeler hakkında kısa bilgiler de sıkıştırılmış...okurken hem eğlendim, hem de beş parasız fakat kültür zengini Hindistan hakkında biraz daha bilgi edindim.

Ve son olarak da Murathan Mungan'ın "Kaf Dağının Önü" kitabını okudum. Ama pek keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Birbirinin içinden geçen, örtüşen, kesişen bir takım hikayelerden oluşuyor kitap. Okurken yer yer tüylerim ürperdi, kimi satırlarsa içimi sızlattı. Karamsar kitaplardan pek hoşlanmıyorum sanırım...

Benim için Nisan ayı güzel bir okuma ayı oldu. Darısı Mayıs'ın başına :)


Yorumlar

  1. İmza:karın kıtabını öneririm:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bu yılki okuma listemde hem "İmza: Kızın" hem de "İmza: Karın" var. Ancak henüz ikisini de tedarik edemedim. Tatile çıkmadan almaya çalışacağım inşallah....Sizin de yazınız var mıydı kitapta yoksa yanlış mı hatırlıyorum??

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…