Ana içeriğe atla

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....

Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!


Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırdıktan sonra çok yoruldum deyip bir kenara çekilseler de) ikizleri oyunları bitince oyuncakları toplamaya yönelttim. Evdeki gereksiz eşyaları yine kullanılmak üzere ihtiyacı olanlara dağıttım. Ancak en büyük problem olan oyuncak alma işini sınırlandıramadım. Hem apartman çocuğu olduğumuz hem de aile büyüklerinden çok uzakta yaşadığımız için sevdiklerini göremeden büyüdükleri, ayrıca çevremizde hiç arkadaşımız olmadığı da göz önüne alındığında sanki en büyük sevinç kaynaklarını kısıtlıyormuşum gibi hissederek vicdan yaptım ve yine açtım kesenin ağzını. Sonuç: evi ne idüğü belirsiz birbirinden çirkin canavarlar, uzaylılar, yaratıklar doldurdu! Hem keseme hem evimin sadeliğine zarar! Neyse ki ikizler annelerine çekmiş, çok karışık ortamlarda bile huzur ve huşu içinde oyun kurup oynayabiliyorlar :)) 

Ama pes etmedim. Tam gaz ve büyük bir azimle hafta dört kez oyuncak alınıyorsa bunu ikiye düşürmeyi başardım. Bunda sevgili annemin çemkirmelerinin de katkısı büyük tabii. Kendisi tüm sevecenliğiyle her telefon konuşmamızda "oyuncağa verdiğimiz parayla bir villa alabileceğimizi" hatırlatmaktan geri kalmadı :))

Neticede, her ne kadar fotoğrafta gözükmese de az biraz sadeleşmeyi başardık. Bir gün de düzenli halimizi çeker sizlere sunarım. Ama bende bu yersiz vicdan ve ikizlerimde de annelerini kolayca kandırabilme yeteneği olduğu müddetçe sadeleşme işinin başında olduğumuz kanısındayım. Yine de pes etmek yok! :)

Yorumlar

  1. Sanırım çocuklu her evde yaşanıyordur, ben de aynı dertten yakınırım çoğunlukla...Ama aynı zamanda oyuncak almaya devam ediyoruz. Ben çocukların oyuncakla büyümesinden yanayım, bu konuda üzmemeye çalışıyorum oğlumu.Bizde de annem çok eleştirir oyuncak alımı konusunda :)) kendisine de aynı cevabı veriyorum,benim oğlum alınan her oyuncağın hakkını vererek oynuyor ve özenlidir. Kuralları da bilir,evden çıkarken bugün oyuncak almayacağız dediysem almayacağımı bilir ve mağazaya gidip, her reyonu gezip, oyuncakları inceleyip hiçbirşey almadan çıkarız. Sonra baktığı oyuncaklardan en çok aklında kalanı bir başka gidişimizde alırız :)) nasılsa okul döneminde bu kadar çok vakitleri olmayacak, doya doya oynasınlar :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimle aynı düşüncede annelerin olduğunu bilmek büyük mutluluk! İçime su serpildi :))

      Sil
  2. Ben neler çektim o oyuncaklardan, aynı yollardan geçtim. Bu bıdıklar okula bşalyınca oyuncağın yerini ders kitapları alıyor. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  3. iç içe geçen kovalar, büyüklü küçüklu dizilen halkalar, havuz topları, bebekler, kitaplar, müzik aketleri derken koca bir kalabalık doldurdu evi. Üstelik hiç birini onlsr istemedi. Daha 19 aylıklar. Yine de mutfaktaki çekmeceler, kaşıklarar, biriktirdigimiz şişe kapakları daha cazip.
    Çoktandır dışarı çıkarıyorum. Sokak onları daha mutlu ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaz gelse de kendimizi iyice atabilsek sokağa...enerjilerini de çok güzel atıyorlar böylece...oyuncak alırken bazen çocuklarımız yerine kendimizi de tatmin ettiğimizi düşünüyorum :))

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.