25 Şubat 2014 Salı

Annelik ve Endişe Tohumu



Bence her kadının içinde doğuştan gelen bir endişe tohumu yer alır. Hamilelikle birlikte bu tohumun kabuğu çatırdamaya başlar ve doğumla birlikte de endişe tohumu en umulmadık yerlere kadar sürer filizlerini. En azından benim için bu böyle olmuştu. Tabiatım gereği zaten kaygılı yaklaşırdım hayata ancak ikizlerim doğduktan sonra bu endişe filizleri beni tamamen sarıp sarmaladı; başkalarının deyişiyle içime kaygı canavarı girmişti bir kez!

Filizlerin güçlenmesinde ikizlerimin 7 aylık doğması, doğduklarında kedi yavrusundan bile küçük (ve çirkin olmaları), 2 aylık küvöz sürecimiz, bu süreçte yaşanan talihsiz tıbbi vakalar, taburcu sonrasında hala ele alınamayacak kadar zayıf ve hastalığa yatkın olmaları da büyük bir rol oynamıştır sanırım. Aksi halde ruhsal durumumu etkileyecek kadar kaygılı bir anneye dönüşeceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.

İkizlerim yeni doğduğunda üç kadındık evde: ben, dönüşümlü olarak annem ya da kayınvalidem ve bir yardımcı teyze. Şimdi anlıyorum ki bir eve üç kadın fazlaymış ama gelin görün ki o dönemde üç kadın daha olsa hayır demezdim valla billa :) Evdeki diğer iki kadın her ne kadar beni rahatlatmaya ve işimi kolaylaştırmaya çalışsa da bir noktadan sonra alıcılarımı kapatıp bildiğimi okuyordum yine. Nasıl mı?!

"Aman pencereyi açmayın bronşit olur, aman halıya oturtmayın mikrop kapar, sakın cep telefonuna yaklaştırmayın radyasyon var, ıspanaklar sadece beş su mu yıkandı? katiyen olmaz on su yıkanacak, yünlü giydirmeyin kaşındırır, naylon giydirmeyin terletir, bir kat çopra mı ayaklarında? olmazzzz üç kat olacak ayacıklarını üşütmesin yavrucuklar, oyuncakları sabunlu suyla yıkandı mı?, biberonlar sterilize edildi mi?, uyurlarken en az yirmi beş kez kontrol edildiler mi?, yatakları havalandırıldı mı?, desteksiz oturtmayın kambur olurlar, koltukta bırakmayın yere kapaklanırlar, yürüteçteyken  peşinden takip edin öne savrulurlarrrrr....yer yer abartmışım gibi gelse de kulağa, durum az biraz bundan ibaretti. Öyle ki evdeki kadınların saçımı başımı yolmak gibi derin bir his besledikleri yüzlerinden okunur hale gelmişti artık :))

Filizlenen endişe tohumu artık içimde maki bitki örtüsü kıvamına gelmişti. Öyle ki başka taze filizlerin içimde yeşermesine olanak tanımıyordu. İkizlerim büyüdükçe baktım ki böyle olmayacak. Bu gidişata dur demek lazım. Aksi halde ya ben paranoyaklıktan Bakırköy'e bir ziyarette bulunacağım ya da evdekiler beni katledip boş yere günaha girecekler :) Bu tabii madalyonun bir yüzü. Diğer yüzünde de annelerinin aşırı korumacılığına maruz kalan ikizler var. Kat kat giysiler içinde kurdeşen döken, camdan bakmanın bile ne demek olduğunu bilmeyen, yürüteçte dahi ellerini bırakmadığım zavallı bebelerim.

Kendi kendime yakalandığım bu endişe illetinden yine kendi kendime kurtulabilirdim. Düşündüm taşındım. Böyle devam edersem ayakları yere basan, bana bağlı olan ancak bağımlı olmayan, özgür, aklı başında, öz güveni sonsuz bireyler yetiştirmem mümkün görünmüyordu. Hal böyle olunca yine en büyük destek ev halkının telkinleri ve ikizlerimin rüştünü ispatlaması oldu. Nasıl mı?

Kat kat giydirdiğim bebe bronşit olurken don gömlek kalan bebe maşallah ortalıkta cirit atıyordu. Elinden tutup yürütecinde oynadığım bebe iki adım atamazken arkamı döndüğümde yürüteci formüla 1 yarış arabası gibi kullanıyordu, koltuktan düşecek diye 7/24 başında nöbet tuttuğum bebe gözümün önünde yere gümlerken 1-2 saniyeliğine yalnız kalan bebe koltuk kenarlarına tırmanabiliyordu :)

Ehh içinde endişe tohumları fışkıran, filizleri dört bucağı sarmış güzel anne, demek ki neymiş?! Her şeyin aşırısı herkese zararmış. Şükür o dönemleri atlattıktan sonra normal standartlara dönebildim. Yani olması gereken kadar kaygıyı taşıyorum içimde, yine her annenin sahip olduğu temel endişeler yüreğimde saklı. Hatta bu endişeler bazında öngörülerde bulunuyor ve çoğu durumda başarılı oluyorum çocuklarıma en güzeli, en rahatı verebilme konusunda.

Siz siz olun hem kendi kafa sağlığınız, hem de çocuklarınızın sağlıklı gelişebilmesi için endişe kuyusuna düşmeyin. Her şey tadında güzel, her şey ölçülü olduğu taktirde sağlıklı :)

4 yorum:

  1. maalesef ilk anneliklerde oluyor, herşeye hakim olabileceğini düşünüyorsun ve bunu başarmak için kendini hırpalıyorsun.Senin birde ikiz olunca herşey iki katı oluyordur eminim :) Neyse doğru yolu bulmuşsun bak.Herşey gönlünce olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet her duyguyu ikiyle çarparak yaşıyoruz...ama alıştım artık :))
      Çok teşekkür ederim.

      Sil
  2. 19 aydır ikiz annesiyim. Ben de fazkaca saldım çayıra olayından muzdaribim. Öyle ki o fotoyu ben cekseydim hem çorapları tekleme olurdu, hem de her ikisinin de bas parmağı delik. Hatta öyle bir post hazirlasam diye de düşünmedim değil. Şükür başımıza bişey gelmedi daha...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah bagislasin. Aman ha cok da salmamak gerek. Biraz daha buyusunler toparlanir her sey :)

      Sil