Ana içeriğe atla

Anneler Kitap Okur mu?



İkizlerim doğmadan önce yoğun çalışıyordum. Sabahın bir körü henüz karga sülalesi masa başına oturmadan evden çıkıyor ve tüm günü ofiste geçirdikten sonra gün yüzü görmeden akşam karanlığında eve giriyordum. Her ne kadar fiziksel olarak bir yorgunluğum olmasa da uyuşmuş olan beyin kaslarım ne yemek yapmama elveriyordu ne de temizlik. Ben de bu işleri en kolay yoluyla hallediyordum: Dışarıda yemek ve eve yardımcı almak. Böylece kendime ayırabileceğim az biraz zamanım kalıyordu. İşte bu az zamanımı sürekli okuyarak geçiriyordum. Kitaplar artık raflara sığmaz olmuştu. Maaşımın yarısını kitapçılarda yiyiyordum. İçkim sigaram yoktu şükür ama kitap bağımlılığım vardı :)

Derken ikizlerim doğdu ve kendimi büyük bir hengamenin ortasında buluverdim. Bebek bakımı mı? O da ne? derken sağ olsun annem ve kayınvalidem en münasip şekilde bana ne olduğunu bellettiler :) İkizler her ağladığında odadan odaya koşarken, makineyle süt sağarken, gecenin bir körü ikizlerden biri kucağımda gaz mücadelesi verirken ya da ikizlerden birini ayağımda sallarken gözlerim hep kitap raflarında oldu. Okumaya hasret kalmıştım ne de olsa. Hep böyle mi olacaktı acaba? Derken bir iki deneme yapayım dedim; ikizleri ayağımda sallarken bir kaç sayfa okur oldum. Onlar yataklarında uyurken bir kaç bölüm okur oldum. Ardından da onlar büyüdükçe de bir kaç kitap okur oldum!

Kitap okuma tutkum kadar kitap almak da bir tutkudur içimde. Hep yakınırım ya ikizlere çok oyuncak alıyoruz diye, heh işte aynı şey kitaplar için de geçerli. Her ay kendime en az üç kitap alıyorsam onlara beş alıyorum. Benim gibi okumayı sevsinler istiyorum. Sabah uyandıklarında elime bir kitap tutuşturduklarında ya da öğlen uykuya dalmadan önce "anne bugün bu kitabımızı okuyalım" dediklerinle nasıl mutlu hissediyorum bilemezsiniz!

Çocukların okuma alışkanlığı kazanmasında anne-babanın rolü büyükmüş, öyle diyorlar :) Eee baba bütün gün ofiste olduğuna göre iş başa düşüyor. Eskiden olduğu gibi yoğun okuma saatlerim yine onların uyku saatine denk düşüyor. Onlar ayaktayken onlarla birlikte geçirebileceğim vakitten çalmak istemiyorum çünkü. Ama zaman zaman onlar tatlı tatlı oyuna dalmışken sessizce bir köşeye çekilip onların görebileceği şekilde kitap okumaya başlıyorum. Bir beş-on dakika sonra oyunları sona yaklaştığında yanımda bitiveriyorlar hemen. "Anne bu ne?, ne okuyosun anne? Anne kitaptaki çocuk kim? Biz de okuyalım mı?" gibi ilgi cümleleri sıralanıyor peş peşe. Ardından kitabı ve kitap ayracımı benden alıp bir güzel incelemeye alıyorlar.

Çalışma odamızdaki kitaplıklardan birinde en alt raf tamamen onlara ait. Böylece kendi kitaplarına istedikleri gibi erişebiliyorlar. Ayrıca benim kitaplarım da onların elinin altında. Kitaba iyi davranmaları gerektiğini biliyorlar artık. Sayfa yırtma ya da karalama gibi huyları yok. Umarım bu güzel alışkanlıklarını kitap okuma alışkanlığıyla da perçinleyerek bir ömür muhafaza edebilirler.

Anneler kitap okur mu? Ya da okuyabilecek zaman bulabilir mi?
Bulur, okur...
Hatta çocuklarına da çok güzel örnek olur :)

Yorumlar

  1. Maşallah :)
    Size imrenmemek elde değil inanın, çok tebrik ederim.
    İkizlerle ilgilenmek zaten büyük başarıyken siz bir de kitap okumaya vakit buluyorsunuz ya taktir etmemek elde değil. İkizleriniz çok şanslılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel sözler için çok teşekkür ederim :)
      İnşallah onlar da bu güzel alışkanlığın değerini bilip de sürdürürler....

      Sil
  2. Okur okur hem de çok güzel okur. Bu benim için tecrübeyle sabittir. Fakat çok iyi bir okur olmama rağmen oğlum hiç okumuyor. Böyle de bir şey yaşadım. ileride ne olur bileme tabii :)
    Sevgiler canım ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukların huyları en olmadık zamanda iyi ya da kötü değişebiliyor...belki de daha zamanı gelmemiştir. İnşallah ileride sever okumayı :)

      Sil
  3. Ben de çok seviyorum okumayı ve bebeklerimin uyku saatleri çok uygun okumak için:) güzel yazı için ellerimize sağlık. Sevgiler..

    YanıtlaSil
  4. en güzel örnek sensin işte. hem ikiz annesisin. vakit
    bulamıyorum diyenler okumalı yazını..

    YanıtlaSil
  5. Seni çok tebrik ediyorum herkes böyle olabilse keşke :)

    YanıtlaSil
  6. merhabalar:)
    hayalimdeki annelik evet evet ben de böyle bir anne olmak isterim size imrendim doğrusu :) sizden ve blogunuzdan öğreneceğim çok şey var anlaşılan gelecek için :) hep yazmaya devam edin böyle bloglar hep var olsun, emeğinize sağlık ve azminize :)
    sizi kendi bloguma da dört gözle beklerim, hoş gelir sefalar getirirsiniz:)
    sevgilerle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim.
      Galiba tüm annelerin birbirinden öğreneceği çok şey var :)
      Ben de ziyarete gelirim tabii ki...
      Sevgiler :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…