13 Mayıs 2012 Pazar

Kitapseverlere Duyurulur...



Bir adet kitap kulübü aranıyor!
Sevgili kitapsever dostlar, yeni üyelere açık olan bildiğiniz, tanıdığınız, içinde bulunduğunuz veya bulunmadığınız bir kitap kulübü var ise, lütfen beni de aranıza alınız. 
İletişim için yorum bırakabilir veya h[nokta]hazan [at] gmail[nokta]com adresine e-posta gönderebilirsiniz...
Teşekkürler...

Kırtasiye Alışverişli Anneler Günü

İkizlerim henüz 2 yaşında. Dolayısıyla 'Gidin babanızı kandırın, bana Anneler Günü için pırlanta kolye alın' ısrarlarım ikizlerimin babalarının ellerinden tutarak ancak yan odaya kadar gidebilmeleriyle sonuçlandı. Ben de kendi kendime iş başa düştü dedim ve bebeklerimi de yanıma alarak vurdum kendimi yollara.

Önce en yakındaki markete uğrayarak haftalık alışverişimizi yaptık (ikizler kendileri için çilekli süt aldı ve üst baş, yüz göz çileğe bulundılar). Ardından fırına uğrayıp taze ekmek  ve katmer aldık (ikizler bu sefer de kendilerine simit alıp donlarına kadar susama battılar). Hemen sonrasında çocuk parkına uğrayıp sallandık, kaydık, zıpladık, hopladık (temiz kalan yerlerimizi de kirlettik).

Anneler gününü boş geçirmemek üzere ucuza mal edilen bu faaliyeti kendime alacağım minik bir hediyeyle sonlandırmak istedim. En yakınımdaki züccaciyeye girdim hemen. Aaa bir de ne göreyim;  Serrose'nin sık sık blog'unda bahsettiği renkli bantlardan. Hemen 2 tane seçtim kendime...Bakın işte buradalar...

Siyah fon üzerine alışveriş yapan kırmızı başlıklı kız...


Beyaz fon üzerine mahalle görünümlü ev ve ağaç desenleri...


Burada da iki kız kardeş yan yana :)


İkizlerim fotoğraf makinesini 50 kez duvara çarptıkları ve telefonumun kamerasını da bol salyalı bir şekilde yemeğe kalkıştıkları için ne yazık ki fotoğraflarım net görünmüyor :/

İşte bir anneler günü daha ikizlerimin tatlı yaramazlıkları ve kendim için yapmış olduğum minik bir alışverişle sona erdi. Umarım herkes bu günden benim kadar keyif almıştır.

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

1 Mayıs 2012 Salı

Yaşasın Alışveriş No.1

Pazartesi sendromu demedik, haftanın ilk gününün yorgunluğu demedik, akşam akşam eşimle vurduk kendimizi yollara. Bu ay ikizlerimizin doğum günü, hem kıyafet, hem süs, pasta ve saire bakarız diye niyet ettik Allah rızası için bir AVM kapısından girmeye. Neye niyet neye kısmet! Doğum günümüz için sadece Winnie the Pooh'lu tabak ve bardak almayı başardık. Alışverişin geri kalanı ise D&R'da kitap bakmakla geçti.

Ortam loş, aldıklarım da şeffaf ambalajlı olunca telefonumun kamerası parlama yaptı. Net çekemedim. Ama neler aldığımı ben sizlere sayayım. Öncelikle evimizin olmazsa olmazı aylık Pepee dergimiz, bunu almadan eve dönseydik ikizler bizi eve sokmazdı zaten. Bunu müteakip yine kurbağalı ve kangurulu olmak üzere iki adet ışıl ışıl simle kaplanmış çocuk kitabı. Ve nihayet aylardır almayı isteyip bir türlü ulaşamdığım kitabım "Mino'nun Siyah Gülü". Bu kitabı o kadar çok övdüler ki, bırakın okumayı alırken bile heyecanlandım. Umarım bu kitap hakkındaki hislerim boşa çıkmaz.
Eve dönmeden hemen önce bu keyifli alışverişi damağımızda baki kalacak olan bir kahve aroması ile taçlandıralım dedik.
Eh, artık asıl almam gerekenler için de bir günümü daha alışverişe feda etmem gerekecek :)

29 Nisan 2012 Pazar

~Hint Gece Müziği~


Geçen Pazartesi Taksim'deki sahaflarda aylak aylak dolanırken Antonio Tabucchi'nin yazmış olduğu "Hint Gece Müziği" adlı bir kitap elime geliverdi...Benim gibi egzotik Hint kültürüne hayranlık besleyen biri için bu büyük bir nimet oldu tabi.
Zaten kısacık olan kitabı ertesi gün ikizlerimden birini uyuturken hoooop diye bitiriverdim ve son sayfayı da okuyup bitirdiğimde 'keşke daha uzun olsaydı' diye geçirdim içimden.
Hindistan'la alakalı diğer kitaplardan farklı olarak abartıdan uzak, yalın bir dille yazılmış; konusuna ilişkin olarak verebileceğim tek ipucu ise kitabın 'kendi içinde bir kayboluş ve yine kendine yönelik bir arayış'a dair olmasıdır.
Ben çok keyif aldım okurken, umarım sizler de aynı lezzeti tadabilirsiniz.
Herkese iyi okumalar...

15 Nisan 2012 Pazar

Son Şaheserimiz :)

Bu aralar 2 yaş altı bebeklerde bilgisayarda takılmak moda oldu. Tamam onlar da haklılar, teknoloji çocukları olarak yeryüzüne iniyorlar ama bi' yere kadar...24 saat Pepee izleyip "yaşasın yemek yemek, çişimiz tuvalete" diye haykırmak, Bay Becerikli'nin eğlenceli şekilleri ile dans etmek, Hande Yener ve Sinan Akçıl eşliğinde maaile "atmaaaaa" diye çığırmak inanıyorum ki hiç bir velinin izin vereceği boş zaman faaliyeti değildir.

Biz bu bilgisayar karşısında aççç aççç diye böğürerek tepinme, zırlama, zıplama, kendini yerden yere, yerden duvara ve koltuklara atma hokkabazlıklarını bir nebze de olsa azaltmak üzere aşağıdaki şekilde bir yöntem geliştirdik:

1- Verilen kısıtlı süre zarfında izlenecek olan (ve daha önce milyon kez izlenmiş olan) çizgi film bölümü izlenir.
2- Bu esnada bebenin ağzına ne kadar sağlıklı yiyecek varsa tıkılır.
3- Bebeğin karnı doymuşsa ancak halen bilgisayar diye tutturuyorsa, "aaa bilgisayarın şarjı bitmiş, dur şarja takalım sonra izleriz" numarası çekilir.
4- Üçüncü maddedeki numara tuttuysa ne ala, yok bu numara sökmediyse, "aaa hadi bilgisayarda resim yapalım" cümlesinden ibaret olan "B" planına geçilir.
5- Bunu duyan bebe heyecanlanır, koltuktaki veya kucaktaki yerini alır.
6- İtinayla bir "paint" dosyası açılır, Allah ne verdiyse (ağaç, kuş, güneş, bulut, çiçek, vs.) çizilir. Çizim yapılırken de nesne adları tekrarlanarak bebenin hafızasına kazınır.
7-Erken yaşı nedeniyle öğrenmeye aç ve açık olan bebe nesneleri bir hışımla ezberler ve kendince yorumlar: buyut (bulut), güyeş (güneş), ayaç (ağaç), vb. Ancak 7. dakikadan itibaren bilgisayara dokunamayıp, hiç bir parçasına zarar verememnin çaresiz pasifliği bebeyi sıkıntıya sürükler ve bebe 8. dakikada kucaktan veya koltuktan yavaşça kayarak soluğu oyuncak kamyonunun yanında alır.
8 - Bu aşamadan itibaren işler kolaylaşır. Bilgisayar sakince (anne heyecanını/telaşını belli etmemelidir) kapatılır ve oyuncak kamyonun "na-ın", "bip-bip", "düt-düt" nidalarına eşlik etmek üzere bebenin yanına yerleşilir:)

İşte dün akşam 10:30 sularında anne tarafından uygulanmış olan bu sinsi plan sonucu ortaya çıkan (şah)eser aşağıdadır:

12 Nisan 2012 Perşembe

İşte geldim burdayım!

Uzun bir ara...derin bir sessizlik...soluk alış verişlerimizin bile durduğu saliselik bir yokluğun ardından işte yine ben ! Dinlendik, ailece toparlandık, havalar ısındı, ikizlerle sokakta top oynama ve park ziyaretleri sezonu açıldı.Çimlerde yuvarlanmalarımız da cabası :) Baharın gelişi kendini giderek daha çok belli ediyor...lakin ne demiş Çinli bir şair "...dökülüyordu işte bahara sevinen elma çiçekleri bile..."


Yoğunluğum kaldığı yerden devam ediyor..ev, iş, ikizler ve kibrit kutusu büyüklüğünde boş vakit...İşte size hayatımdan bir kare; bu karede çalışma ortamımı görüyorsunuz. Kırmızı kupa geçen sene yılbaşında eşime hediye gelmişti. Hemen el koydum ben de...Not defterimi geçen ay aldım. Beşiktaş'taki Kabalcı kitapevinden ve beyaz çikolatalı tadelle...vazgeçilmezim. Bütün bunların çalışırken beni motive ederek hızlandırdığına inanıyorum...ne yazık ki kendimi yemeğe içmeye kaptırıp yavaşladığımı sonradan fark ediyorum :)

Ve işte bu ayın başarısı...bitirilmiş bir başka kitap daha: Barış Bıçakçı'nın Sinek Isırıklarının Müellifi. Yumuşacık, sevgi dolu, sıcacık bir kitap. Okurken kendimden çok şey buldum ve kitap rafa kalktığında bulduklarımı tekrar yitirdim. Hayat gibi..gelip gitmeler, gidip dönme(me)ler, oturup kalkmalar, yiyip içmeler, uyuyup uyanmalar, gülüp ağlamalar ve yaşayıp ölmeler...Okumadıysanız şiddetle tavsiye edilir!

25 Ocak 2012 Çarşamba

İmdat!

Artık imddaaaat diye bağırıp kendimi camdan atmak istiyorum. Hastayız, ailece hastayız.
Önce ikizlerden biri 40 derece ateşle acillik oldu, onu kıskanan kardeşi nezle olup yatağa yapışıp kaldı. Bebelerimle yakından ilgilenmemi, 24 saatin tamamını onlara ayırmamı kendine yediremeyen eşim de dün akşam 40 derece ateşle acilin en lüks odasında yerini aldı. Ve bütün bunlara katlanmaya çalışan bendeniz kafayı yiyerek Bakırköylük oldum!
İşte böyle ailece hastayız!

Bitmeyecek Öykü

Ve Bitmeyecek Öykü bitti! Kitap bir çocuğun, sınırsız bir hayal gücünün var ettiği Fantazya diyarına yolculuğunu konu ediniyor özünde. An...