Başka önerisi olan var mı?
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Sıcakta Çalışmaya Çalışmak!
Gün içerisinde en az 3-4 saatimi laptop başında geçirmek durumundayım...Hayır, FB ya da Twitter hesaplarımı kontrol etmek ya da blog okumak maksatlı değil...cayır cayır yanan bu İstanbul sıcağında meslek gereği laptop havası solumalıyım...Adım adım buharlaşmamı bir nebze olsun azaltmak adına pek çok çare ürettim. Dondurma-kola-icetea şeytan üçgeni bunların başlıcası. Soğuk ayran aşı çorbası peşi sıra gelmekte. Son olarak da çayın harareti aldığı haberini duyduğum andan itibaren aşağıda görülen şekilde bir atmosfer yarattım. Eti puf'lar bonus :))
21 Temmuz 2012 Cumartesi
Yeni kitaplığım...
En nihayet çalışma odama ulaşan ve baş köşeye yerleşen yeni çalışma masam ve kitaplığımı sizlerle paylaşma fırsatı buldum. Eski kitaplığım, ikizlerimin değişiyle, mini mini idi. Bendeniz kitap alışverişini abartıp bulduğum her kitabı da arşivlediğim için artık sığmamaya başlamıştık. Buna stoğa her hafta bir yenisi eklenen çocuk kitaplarını da sayarsak yeni bir tane almak kaçınılmaz oldu. Soluğu mobilyacılarda aldık ve beyaz bir tane de karar kıldık. İşte eski ve yeni kitaplıklarım...
Bu fotoda sağ köşede görünen basit bir kaç raftan oluşan kitaplığım...
(Soldaki de laptopta çizgi film izleyen sincaplardan biri:))
Bu fotodaki de rengi ve fonksiyonelliği açısından daha iç açıcı olduğunu düşündüğüm yeni çalışma masam ve kitaplığım...
Ben beğendim...siz ne dersiniz?
17 Temmuz 2012 Salı
Can Yayınları 5 TL Kampanyası!
Evet, geç de olsa ben de bu kampanyadan yararlanmayı başardım. Tatil dönüşü bazı kitap bloglarını okumaya başlamıştım ki, hemen her sitede bu kampanyadan bahsedildiğini gördüm. İlk günler ikizlerim biraz rahatsız olduğundan kendim D&R'a teşrif edemedim ama eşim sağolsun benim adıma tuttu Cevahir yollarını. Böylece ilk olarak Susanna Tamaro - Aklı Bir Karış Havada ve Amid Çaduri - Özgürlük Şarkısı adlı kitaplar raflarımda yerini buldu.
Hemen sonrasında (yani dün) ikizlerime patates kafa almaya çıkmıştım ki, bir de ne göreyim kampanya devam ediyor! Ama pek fazla kitap çeşidi kalmamıştı. Neyse fırsat bu fırsat Paulo Coelho'nun Brida'sını atıverdim patates kafaların yanına.
Hemen sonrasında (yani dün) ikizlerime patates kafa almaya çıkmıştım ki, bir de ne göreyim kampanya devam ediyor! Ama pek fazla kitap çeşidi kalmamıştı. Neyse fırsat bu fırsat Paulo Coelho'nun Brida'sını atıverdim patates kafaların yanına.
İşte Brida...kitap hakkında en ufak bir fikrim yok...ama Simyacı'yı okuduktan sonra Paulo Coelho'yu çok sevmiştim...Her ne kadar beni Elif ile hayal kırıklığına uğratsa da...
Bu fotoğrafta da kampanya kitaplarımın hepsi kardeş kardeş birarada duruyor...Nedense foto karanlık çıkmış :/
İşte bunlar da patates kafalar...Bir amca bir de teyze türü mevcut. Bütün parçaları çıkarılıp takılabilir...İkizlerimin en sevdikleri oyuncak oldu...Her ne kadar kulak yerine burun ve ağız yerine bıyık taksalar da onlar için güzel bir meşgale oldu. Tavsiye edilir!
Ve son olarak LCW'den kendim için (hem de çocuk reyonundan) aldığım mini mini bozuk para kesem...Ben buna bayıldım :)
Bu arada AVM'lerde neredeyse bütün büyük mağazalarda indirimler başlamış...haberiniz ola!
10 Temmuz 2012 Salı
Döndük...
3 haftalık tatilimiz sona erdi ve nihayet evimize döndük. Çocuklar için muhteşem bir yaz tatili oldu, benim içinse her daim olduğu gibi ikizlerle geçirilen güzel günlerin ardından çöken yorgunluktan ibaret :) Tatilde yapılması lazım gelen ne varsa yaptık! Denize girdik (havuza sadece ayaklarımızı soktuk), gece gündüz demedik çocuk parkını mesken tuttuk, büyük şişme balonlarda zıpladık durduk, gece yürüşlere çıktık, gündüzleri mangal partileriyle süsledik, kitap okuduk, pepee ve pocoyo izledik, uçağa binip hosteslerle kanka olduk...İşte size tatilimizden kalan anıları sakladığımız bir kaç kare...
16 Haziran 2012 Cumartesi
Bu yazı da başlıksız olsun :)
Şimdi gördüm, yazmaya uzun bir ara vermişim. Nedenini ben de bilmiyorum aslında. Bazen hiç zamanım olmadı, zamanım olduğunda ise canım yazmak istemedi. Bugünlerde huzurumuz biraz kaçık, asıl neden bu galiba.
Geçen ay çok güzel geçti...İkizlerimizin doğum gününü kutladık. Memleketlerden anneanneler, babaanneler, teyzeler, kuzenler kalktı geldi. Çok güzel vakit geçirdik. Ama bu ayın başında sevgili bakıcı teyzemiz ne yazık ki bronşit oldu ve işi bırakmak istediğini bildirdi. Eğlence sonrası bütün sülale evlerine dönüp de bakıcımız da kendi evine kapanınca yaramaz ikizlerimle kaldım bir başıma. Yaklaşık bir haftadır tek başıma bakıyorum. Ee tabi ne kadar yorucu olduğunu hiç şüphesiz tahmin edebilirsiniz!
Gözünüzü ayırdığınız anda ya koltuk tepesinde alıyorlar soluğu ya sandalye...Camdan, balkondan attıkları mandallar, faraşlar, terlikler de cabası :)
Önümüzdeki hafta bir aksilik olmazsa yazlığa gideceğiz babaannemiz ile...Orada birazcık da olsa dinlenmeyi umuyorum...
Kültür-sanat faaliyetlerine gelince, katılabildiğim en heyecanlı etkinlik Cuma akşamı "Adını Feriha Koydum"u izlemek oldu, dersem herhalde gülersiniz değil mi? :)
Neyse ki kitap olkumaya devam edebiliyorum. 1Q84 okumam halen devam etmekte. Malum uzun bir kitap, 2. bölümün ortalarına geldim sayılır. Çok sevdim kitabı. Bu arada geçen hafta Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabını okudum. Daha önceden okuduğum bir kitaptı, yine çok zevk aldım. Bugün de İclal Aydın'ın Hayat
Güzeldir'ine başladım. Aynı derecede zevk aldım diyemeyeceğim. Sanırım İclal Aydın okumayı artık sevmiyorum. Nedenlerine girmeyeyim şimdi, yazı çok uzayacak. İkizlerim dibimde "camdan bakayo" diye haykırıyorlar. Türkçesi: "Anne pencereden dışarı bakalım" demek :))
Geçen ay çok güzel geçti...İkizlerimizin doğum gününü kutladık. Memleketlerden anneanneler, babaanneler, teyzeler, kuzenler kalktı geldi. Çok güzel vakit geçirdik. Ama bu ayın başında sevgili bakıcı teyzemiz ne yazık ki bronşit oldu ve işi bırakmak istediğini bildirdi. Eğlence sonrası bütün sülale evlerine dönüp de bakıcımız da kendi evine kapanınca yaramaz ikizlerimle kaldım bir başıma. Yaklaşık bir haftadır tek başıma bakıyorum. Ee tabi ne kadar yorucu olduğunu hiç şüphesiz tahmin edebilirsiniz!
Gözünüzü ayırdığınız anda ya koltuk tepesinde alıyorlar soluğu ya sandalye...Camdan, balkondan attıkları mandallar, faraşlar, terlikler de cabası :)
Önümüzdeki hafta bir aksilik olmazsa yazlığa gideceğiz babaannemiz ile...Orada birazcık da olsa dinlenmeyi umuyorum...
Kültür-sanat faaliyetlerine gelince, katılabildiğim en heyecanlı etkinlik Cuma akşamı "Adını Feriha Koydum"u izlemek oldu, dersem herhalde gülersiniz değil mi? :)
Neyse ki kitap olkumaya devam edebiliyorum. 1Q84 okumam halen devam etmekte. Malum uzun bir kitap, 2. bölümün ortalarına geldim sayılır. Çok sevdim kitabı. Bu arada geçen hafta Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabını okudum. Daha önceden okuduğum bir kitaptı, yine çok zevk aldım. Bugün de İclal Aydın'ın Hayat
Güzeldir'ine başladım. Aynı derecede zevk aldım diyemeyeceğim. Sanırım İclal Aydın okumayı artık sevmiyorum. Nedenlerine girmeyeyim şimdi, yazı çok uzayacak. İkizlerim dibimde "camdan bakayo" diye haykırıyorlar. Türkçesi: "Anne pencereden dışarı bakalım" demek :))
21 Mayıs 2012 Pazartesi
Şifa Niyetine...
Geçen hafta başında grip denen illet uzun bir aradan sonra beni yine yokladı. Vücudum ne kadar dirense de metabolizmamın içerisinde her zaman yer almayı bilmiştir kendileri. Durur muyum ben de...O gün bebişlerimi karşı komşumda (aynı zamanda kendisi yardımcım olur) uyuttuk. Ben de kendime bol karabiberli bol limonlu sıcacık bir çay yaptım...Girdim yatağın içine...Aldım elime son Murakami kitabımı (1Q84)...Başladım okumaya...Ne kadar yatakta kaldım bilmiyorum ama sıcak yuvamı terkettiğimde kış uykusundan uyanmış küçük bir boz ayı gibi hissettim kendimi...Nihayetinde gribi yendim (şimdilik)! :))
Kitaba ilişkin olarak henüz yorum yapmak için çok erken sanırım. Bin küsur sayfalık kitabın yalnızca 170 sayfasını okumuş bulunmaktayım. Ancak Amerikalıların dediği gibi..."so far so good"...Türkçe meali: şimdiye kadar gayet güzeldi :) Merak uyandıran bir kitap olmuş...bakalım sonrasında neler hissedeceğim...
16 Mayıs 2012 Çarşamba
Okumak ya da Okuyamamak...
Kafam çook ama çok karışık. Ne okuyacağıma ya da neyi ne zaman okumam gerektiğine bir türlü karar veremiyorum. Kitaplar söz konusu olunca ayran gönüllü oldum çıktım. Kelebek misali bir kitaptan diğerine konup duruyorum.
Geçen ay Tutunamayanlar'a başladım. Başlamaz olaydım. Bu kitabı o kadar çok methetmişlerdi. Ben de kitabı alır almaz başladım okumaya ya da okuyamamaya. Bir kitap bu kadar kafa karıştırıcı olur mu?! Bu kadar ağır ilerler mi?! ve insanı bu kadar mı sıkar! Bu kitabı zevk alarak bir çırpıda okuduysanız lütfen sırrınızı benimle paylaşın...
Tutunamayanlar'a kendimi veremeyince Latife Hanım'ın Kağıtları'na başladım. Kitabın yarısına kadar her şey çok güzeldi. Ancak belli bir yerden sonra bir ağırlık çöktü. Kitap ilerleyemez oldu. Yazar çok fazla alıntı ve çok miktarda tekrara yer vermiş. Sanırım beni sıkan bu oldu.
Hadi dedim bu kitaba da bir ara verelim. Başladım Babamın Bavulu'nu okumaya. Neyseki bu kitap yüzümü güldürdü. Zaten kısa olan kitabı bir çırpıda okuyuverdim. Çok da memnun kaldım.
Ve son olarak dün akşam eşim elinde ağır bir D&R poşetiyle çıkageldi. Sürpriz!! Haruki Murakami'nin yeni kitabı 1Q84 çıkmasın mı poşetten :O Neye uğradığımı şaşırdım. Daha önce bu yazarın hiç bir kitabını okumadım ama methini çok duydum. Kitabın kalınlığı birazcık gözümü korkuttu ama uslup ve konusu açısından kolay okunacağına inanıyorum. Fikri olan var mı???
İşte böyle...Şu an elimde sürünen kitaplar ve kapıyı yeni çalan kitaplar hazırolda beni bekliyorlar. Sizde durumlar nasıl?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bitmeyecek Öykü
Ve Bitmeyecek Öykü bitti! Kitap bir çocuğun, sınırsız bir hayal gücünün var ettiği Fantazya diyarına yolculuğunu konu ediniyor özünde. An...
-
Herkese Merhaba, okumayı seven biri olarak uzun zamandır bir kitap çekilişi yapmayı planlıyordum. Kısmet bugüneymiş :) Tanrıların Gözdes...
-
(Fotoğraf Kaynağı) Bugünlerde pek çok blog'da türlü etkinliklere rastlıyorum. Kitaplaşma etkinliği, mektuplaşma etkinliği, hediye...
-
Bu yılın ilk kart postalı O Bir Anne blog'unun sahibesinin düzenlemiş olduğu etkinlikte eşleştiğim İkndesign blog'unun sahibe...


















