Ana içeriğe atla

Bu yazı da başlıksız olsun :)

Şimdi gördüm, yazmaya uzun bir ara vermişim. Nedenini ben de bilmiyorum aslında. Bazen hiç zamanım olmadı, zamanım olduğunda ise canım yazmak istemedi. Bugünlerde huzurumuz biraz kaçık, asıl neden bu galiba.
Geçen ay çok güzel geçti...İkizlerimizin doğum gününü kutladık. Memleketlerden anneanneler, babaanneler, teyzeler, kuzenler kalktı geldi. Çok güzel vakit geçirdik. Ama bu ayın başında sevgili bakıcı teyzemiz ne yazık ki bronşit oldu ve işi bırakmak istediğini bildirdi. Eğlence sonrası bütün sülale evlerine dönüp de bakıcımız da kendi evine kapanınca yaramaz ikizlerimle kaldım bir başıma. Yaklaşık bir haftadır tek başıma bakıyorum. Ee tabi ne kadar yorucu olduğunu hiç şüphesiz tahmin edebilirsiniz!
Gözünüzü ayırdığınız anda ya koltuk tepesinde alıyorlar soluğu ya sandalye...Camdan, balkondan attıkları mandallar, faraşlar, terlikler de cabası :)
Önümüzdeki hafta bir aksilik olmazsa yazlığa gideceğiz babaannemiz ile...Orada birazcık da olsa dinlenmeyi umuyorum...
Kültür-sanat faaliyetlerine gelince, katılabildiğim en heyecanlı etkinlik Cuma akşamı "Adını Feriha Koydum"u izlemek oldu, dersem herhalde gülersiniz değil mi? :)
Neyse ki kitap olkumaya devam edebiliyorum. 1Q84 okumam halen devam etmekte. Malum uzun bir kitap, 2. bölümün ortalarına geldim sayılır. Çok sevdim kitabı. Bu arada geçen hafta Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabını okudum. Daha önceden okuduğum bir kitaptı, yine çok zevk aldım. Bugün de İclal Aydın'ın Hayat
Güzeldir'ine başladım. Aynı derecede zevk aldım diyemeyeceğim. Sanırım İclal Aydın okumayı artık sevmiyorum. Nedenlerine girmeyeyim şimdi, yazı çok uzayacak. İkizlerim dibimde "camdan bakayo" diye haykırıyorlar. Türkçesi: "Anne pencereden dışarı bakalım" demek :))


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…