12 Mart 2013 Salı

Sevgili Günlük #7

Sevgili Günlük,

Geçen hafta yine göz açıp kapayıncaya kadar sona erdi. Günler akıp geçiyor mu yoksa içinde bulunduğum karmaşa ve kargaşadan bana mı öyle geliyor? Bir hareketliliktir sürüp gidiyor etrafımda...bana da seyirci kalmak düşüyor sanki. Hani hep derler ya zamanı tutamıyorum diye...öyle bir şey sanki...Neyse bu kadar felsefe ve edebiyatın ardından geçen hafta boyunca bakalım neler yapmışız :)


Geçen sene BİM'den aldığımız plastik atımız bu aralar favorimiz. Öyle ki atı paylaşamıyoruz, sıramız gelene kadar beklemek yerine kardeşimizin arkasına atlayıveriyoruz. Öndeki Ege, çantasını takmış güya motora biniyor, arkadaki de Deniz o da benim DVD kutumu kask niyetine kafasına geçirmiş :)


Bu pisiciği de geçen hafta evlat edindik. Bir sabah kendisine peynir verme gafletinde bulunduk. Artık her sabah aynı saatte karşı evin çatısına tüneyip bizim pencereyi gözler oldu. İkizlerim de alıştı tabii ona. Uyanır uyanmaz dolaba peynir kapmaya koşuyorlar. Bu gidişle evde kahvaltılık peynir falan kalmayacak!


Ve yeni bir oyun icat ettik. Yatak olabilen koltuğun boşluğuna sırayla girip sonra da birbirlerini oradan kurtamaca oyunu. Bu da ikizerimin ne kadar formda olduğunu gösteriyor. Hiç bir şey yemiyorlar, yakında kibrit kutusuna bile girebilecekler :/



Sevgili anne geçen hafta kendisi için ne yaptın diye soracak olursanız...film izleme şansım olmadı. Ancak Pakistan'da bir televizyon kanalında yayında olan ve pek sevilen bir dizi izlemeye başladım. İlk sekiz bölümünü bitirdim ve gayet zevk aldım. İngilizce alt yazılı olarak izliyorum böylece az biraz bildiğim Urduca'mı da geliştirmeye çalışıyorum. Dizinin adı Humsafar...sevgili ya da ruh eşi gibi çevrilebilir Türkçe'ye.

Bu arada havaların güzelleşmesiyle birlikte parklara gitmeye de başladık ancak koşturmaktan parkta fotoğraf çekmeye fırsatımız olmadı.

Ve bir hafta daha geçip gitti :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder