Ana içeriğe atla

Mondi Piknikte!

Bu sabah ikizlerimle ne okusak diye düşünerek kitap raflarını karıştırırken Deniz'in eline "Mondi Piknikte" adlı kitap geçti. Ege de bu kitabı okuma konusunda hemfikir olunca derhal odanın ortasına bağdaş kurup oturduk. Kitap aylar önce Bilgi Üniversitesi'nden dil araştırmacısı olarak gelen ve ikizlerimle her 15 günde bir onların dil gelişimlerini takip etmek üzere yarım saat boyunca sohbet eden ablamız tarafından hediye edilmişti. O zamandan beri Mondi Ege ve Deniz Bey'lerin favori kitapları arasına girdi.

Kitap Tay yayınlarından çıkmış. İlginç bir hikayesi var. Arka kapak yazısı şu şekilde: "Yardımsever bir uzaylı olan Mondi pikniğe giderken yolda kalan bir ailenin yardımına koşar. Daha sonra davetlerini kabul ederek onlara katılır ve birlikte çok güzel bir gün geçirirler."

Tabi bizimkilerin Mondi'nin uzaylı olduğundan haberi yok. Anlatmaya kalksam daha insan türünü çözemeden uzaylıyı ne diye anlatacağım. Ben de hiç bozuntuya vermeden Mondi'ye hayvan muamelesi yaparak masalı anlatmaya koyuldum. Benimkiler kitabın satır satır okunmasından hiç hoşlanmaz. Resimlere bakarak gerekirse bambaşka bir hikaye uydurmak gerekir. Tabi buna teatral el kol hareketleri ve mimikler de eşlik etmelidir.

Yine bir gün kaptırmışım kendimi, Mondi şunu dedi, Serap elma yedi, anası çay yaptı, babası ormana daldı diye; zaten dört sayfadan oluşan kitabı 24 sayfa yapacağım diye yırtıyorum kendimi. Benimkiler ağzı açık dinliyorlar. Elma yenirse onlar da istiyor, araba bozulursa onlar tamir ediyor falan filan. Hikaye gayet güzel ilerliyor ta ki son sayfa gelip çatana kadar. Son sayfada ormanın ortasında bir ağaç gövdesinin dibine tünemiş olan baba figürü elinde dumanı taze taze tüten bir sigara tutuyor. Hiç bozuntuya vermeden ve dikkatlerini o yöne çekmeden devam ediyorum anlatmaya. Lakin zamane çocukları anında fark ediyor o mini minnacık beyaz nesneyi. Hemen yapıştırıyorlar soruyu: Anne bu, bu, bu??? Parmaklarıyla üstüne basa basa gösteriyorlar bir de. Ben de çare biter mi. Cevabı yapıştırıyorum hemen: Serap'ın babasının karnı acıkmış çubuk kraker yiyiyor. Masal da burada bitiyor.

Gökten üç elma düşüyor.

Biri Ege'nin kafasına, biri Deniz'in kafasına, Biri de anlatıcının (annenin kafasına) diye bildiğimiz masal tekerlemesini de eksik bırakmıyorum. Ege hemen soruyor:" Anne babaya ne düşmüş?". Cevap hazır: Elma üç taneydi bitti. Babaya da armut düşmüş oğlum" :)

Not: Sigara unsuru dışında kitap gayet eğlenceli...


Yorumlar

  1. merhabalar, benimde kızım 30 aylık olucak
    merak ettim bu kitabı yaş grubu olarak bizimkilere uygunmudur acaba??

    bizim de okuduklarımız bloğumuzda incelemek istersiniz belki..
    Tübitak ve Yapa yayınlarına bayılıyoruz biz..
    göz atın isterseniz..
    http://www.enduruyanim.com/category/kitap/

    YanıtlaSil
  2. Benim ikizlerim şu an 27 aylık. Kitaptaki resimleri ilgiyle izleyip sorular soruyorlar. Kitapta herhangi bir yaş grubu belirtilmemiş. Ama dediğim gibi biz severek okuyoruz. Yalnız kitaplar bana hediye geldiği için şu an piyasada var mı bilemiyorum.

    En kısa sürede ben de sizin okuduklarınıza göz atacağım.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkizlerle Fosil Kurabiye Yapımı :)

Bu ay Meraklı Minik dergisini okurken sayfaların birinde ikizlerim güzel bir kurabiye tarifi gördüler...mutfakta benden daha başarılı olmalarının verdiği cesaretle "hadi anne kurabiye yapalım" diyerek beni de mutfağa doğru iteklediler. Tarife baktım, gayet zahmetsiz olduğunu görünce "hadi yapalım" dedim ben de ve bu sabah sıvadık kolları...

Eldivenler, kalıplar, oklavalar havada uçuştu...Yok "pekmezi ben dökecem, hayır unu ben boşaltıcam, hayır anne hamuru ben açıcam" derken kurabiye hamurumuzu yoğurduk. Bir miktar buzdolabında bekletmek gerekiyordu. Dolaba koyduğum hamuru çıkarmaya gittiğimde yanı sıra oyuncak dinazor ve boş kapların da hamura eşlik ettiğini gördüm.

Güç bela hamuru açtım, bardakla minik daireler yaptık ve son olarak da tahta kaşığın ucuyla dinazor ayağına benzeyen ayak izleri koyduk kurabiyelerin üzerlerine. Artan hamurla da yarım saat kadar oyun hamuru kalıpları kullanarak vakit geçirdiler.



Ve sonuç mükemmel oldu. Kurabiyeler hem besle…

Vişneli Cheesecake (Ya da Şekersiz Vişne Marmelatlı İllüzyon)

Bu sabah ig'de yayınladığım ve tamamen uydurmasyon olan vişneli cheesecake tarifini gerek yorum, gerekse özelden soran çok oldu. Anında tarif veremiyorum çünkü glutensiz tariflerimi çoğunlukla göz kararı malzemelerle uydurarak yapıyorum. Glutensiz, tahılsız, laktozsuz ve şekersiz diyet benim de yeni yeni mutfağıma adapte etmeye çalıştığım bir uygulama ve bu aşamada deneme-yanılma yönteminden çokça faydalanıyorum.

Vişneli Cheesecake adı altında yaptığım bu tarif ise üç aşamadan oluşuyor. 1. aşama taban, 2. aşama şekersiz vişne marmeladı ve son olarak da bu ikisi arasına süreceğiniz %100 keçi krem peyniri (laktozla aranız iyiyse herhangi bir krem peynir ya da daha da güzeli evde yapacağınız hafif bir pasta kreması da işinizi görür).

Taban, aslında bir çeşit kek; az miktarda hamuru geniş bir kaba yayarak pişirirseniz taban inceliğini kolaylıkla elde edebilirsiniz. İşin içine mısır unu ve hindistancevizi unu da girince, normal kekten ziyade taban olarak kullanılmaya elverişli oluyor.

Evi Sadeleştirme İşine Devam Etsek De ...

Yaz sonlarına doğru çok oyuncağımız olduğundan, evin çok dağıldığından ve bu durumun çocukları olumsuz etkileyebileceğinden yakınmış ve bu konu üzerine bir de YAZI yazmıştım. Bu konular üzerine düşünmeye başlamamda bu dönemde okumuş olduğum Daha Sade Bir Hayat kitabının da etkisi olmuştu tabii. Hem kalabalıktan bıkmışlığım hem de kitapta okuyup değerlendirdiğim noktaları baz alarak bir takım kararlar almıştım. Örneğin, daha az oyuncak alınacak, aynı oyuncaktan iki tane alınmayacak, bir set oyuncak toplanmadan diğer oyuncaklar dökülmeyecek, çocuklar oyuncakları toplamama yardım edecek, evde kullanılmayan eşyalar gözden ırak yerlere kaldırılacak, çocukların yaşına uygun olmayan oyuncaklar dağıtılacak ve saire....
Aradan aylar geçmiş ve ben geçen akşam aşağıdaki fotoğrafı çekmişim!

Aldığım kararların hiçbirini uygulamadım değil elbet. Her ne kadar belli olmasa da oyuncakların büyük bir kısmını ayırıp sakladım. Bir diğer kısmını ihityacı olanlara dağıttım. (Her ne kadar iki parça kaldırd…