9 Eylül 2012 Pazar

Mondi Piknikte!

Bu sabah ikizlerimle ne okusak diye düşünerek kitap raflarını karıştırırken Deniz'in eline "Mondi Piknikte" adlı kitap geçti. Ege de bu kitabı okuma konusunda hemfikir olunca derhal odanın ortasına bağdaş kurup oturduk. Kitap aylar önce Bilgi Üniversitesi'nden dil araştırmacısı olarak gelen ve ikizlerimle her 15 günde bir onların dil gelişimlerini takip etmek üzere yarım saat boyunca sohbet eden ablamız tarafından hediye edilmişti. O zamandan beri Mondi Ege ve Deniz Bey'lerin favori kitapları arasına girdi.

Kitap Tay yayınlarından çıkmış. İlginç bir hikayesi var. Arka kapak yazısı şu şekilde: "Yardımsever bir uzaylı olan Mondi pikniğe giderken yolda kalan bir ailenin yardımına koşar. Daha sonra davetlerini kabul ederek onlara katılır ve birlikte çok güzel bir gün geçirirler."

Tabi bizimkilerin Mondi'nin uzaylı olduğundan haberi yok. Anlatmaya kalksam daha insan türünü çözemeden uzaylıyı ne diye anlatacağım. Ben de hiç bozuntuya vermeden Mondi'ye hayvan muamelesi yaparak masalı anlatmaya koyuldum. Benimkiler kitabın satır satır okunmasından hiç hoşlanmaz. Resimlere bakarak gerekirse bambaşka bir hikaye uydurmak gerekir. Tabi buna teatral el kol hareketleri ve mimikler de eşlik etmelidir.

Yine bir gün kaptırmışım kendimi, Mondi şunu dedi, Serap elma yedi, anası çay yaptı, babası ormana daldı diye; zaten dört sayfadan oluşan kitabı 24 sayfa yapacağım diye yırtıyorum kendimi. Benimkiler ağzı açık dinliyorlar. Elma yenirse onlar da istiyor, araba bozulursa onlar tamir ediyor falan filan. Hikaye gayet güzel ilerliyor ta ki son sayfa gelip çatana kadar. Son sayfada ormanın ortasında bir ağaç gövdesinin dibine tünemiş olan baba figürü elinde dumanı taze taze tüten bir sigara tutuyor. Hiç bozuntuya vermeden ve dikkatlerini o yöne çekmeden devam ediyorum anlatmaya. Lakin zamane çocukları anında fark ediyor o mini minnacık beyaz nesneyi. Hemen yapıştırıyorlar soruyu: Anne bu, bu, bu??? Parmaklarıyla üstüne basa basa gösteriyorlar bir de. Ben de çare biter mi. Cevabı yapıştırıyorum hemen: Serap'ın babasının karnı acıkmış çubuk kraker yiyiyor. Masal da burada bitiyor.

Gökten üç elma düşüyor.

Biri Ege'nin kafasına, biri Deniz'in kafasına, Biri de anlatıcının (annenin kafasına) diye bildiğimiz masal tekerlemesini de eksik bırakmıyorum. Ege hemen soruyor:" Anne babaya ne düşmüş?". Cevap hazır: Elma üç taneydi bitti. Babaya da armut düşmüş oğlum" :)

Not: Sigara unsuru dışında kitap gayet eğlenceli...


2 yorum:

  1. merhabalar, benimde kızım 30 aylık olucak
    merak ettim bu kitabı yaş grubu olarak bizimkilere uygunmudur acaba??

    bizim de okuduklarımız bloğumuzda incelemek istersiniz belki..
    Tübitak ve Yapa yayınlarına bayılıyoruz biz..
    göz atın isterseniz..
    http://www.enduruyanim.com/category/kitap/

    YanıtlaSil
  2. Benim ikizlerim şu an 27 aylık. Kitaptaki resimleri ilgiyle izleyip sorular soruyorlar. Kitapta herhangi bir yaş grubu belirtilmemiş. Ama dediğim gibi biz severek okuyoruz. Yalnız kitaplar bana hediye geldiği için şu an piyasada var mı bilemiyorum.

    En kısa sürede ben de sizin okuduklarınıza göz atacağım.

    YanıtlaSil

Jane Austen Öldü Mü, Issız Acun Kaldı Mı, İmdi Yürek Yırtılır :)

Jane Austen...kadın-erkek arasındaki ilişkileri, aile bağlarını, sosyal düzeni cesur bir kalemle ele alan, yine de döneminde taktir göreme...