21 Mayıs 2012 Pazartesi

Şifa Niyetine...


Geçen hafta başında grip denen illet uzun bir aradan sonra beni yine yokladı. Vücudum ne kadar dirense de  metabolizmamın içerisinde her zaman yer almayı bilmiştir kendileri. Durur muyum ben de...O gün bebişlerimi karşı komşumda (aynı zamanda kendisi yardımcım olur) uyuttuk. Ben de kendime bol karabiberli bol limonlu sıcacık bir çay yaptım...Girdim yatağın içine...Aldım elime son Murakami kitabımı (1Q84)...Başladım okumaya...Ne kadar yatakta kaldım bilmiyorum ama sıcak yuvamı terkettiğimde kış uykusundan uyanmış küçük bir boz ayı gibi hissettim kendimi...Nihayetinde gribi yendim (şimdilik)! :))

Kitaba ilişkin olarak henüz yorum yapmak için çok erken sanırım. Bin küsur sayfalık kitabın yalnızca 170 sayfasını okumuş bulunmaktayım. Ancak Amerikalıların dediği gibi..."so far so good"...Türkçe meali: şimdiye kadar gayet güzeldi :) Merak uyandıran bir kitap olmuş...bakalım sonrasında neler hissedeceğim...

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Okumak ya da Okuyamamak...


Kafam çook ama çok karışık. Ne okuyacağıma ya da neyi ne zaman okumam gerektiğine bir türlü karar veremiyorum. Kitaplar söz konusu olunca ayran gönüllü oldum çıktım. Kelebek misali bir kitaptan diğerine konup duruyorum.
Geçen ay Tutunamayanlar'a başladım. Başlamaz olaydım. Bu kitabı o kadar çok methetmişlerdi. Ben de kitabı alır almaz başladım okumaya ya da okuyamamaya. Bir kitap bu kadar kafa karıştırıcı olur mu?! Bu kadar ağır ilerler mi?! ve insanı bu kadar mı sıkar! Bu kitabı zevk alarak bir çırpıda okuduysanız lütfen sırrınızı benimle paylaşın...
Tutunamayanlar'a kendimi veremeyince Latife Hanım'ın Kağıtları'na başladım. Kitabın yarısına kadar her şey çok güzeldi. Ancak belli bir yerden sonra bir ağırlık çöktü. Kitap ilerleyemez oldu. Yazar çok fazla alıntı ve çok miktarda tekrara yer vermiş. Sanırım beni sıkan bu oldu.
Hadi dedim bu kitaba da bir ara verelim. Başladım Babamın Bavulu'nu okumaya. Neyseki bu kitap yüzümü güldürdü. Zaten kısa olan kitabı bir çırpıda okuyuverdim. Çok da memnun kaldım.
Ve son olarak dün akşam eşim elinde ağır bir D&R poşetiyle çıkageldi. Sürpriz!! Haruki Murakami'nin yeni kitabı 1Q84 çıkmasın mı poşetten :O Neye uğradığımı şaşırdım. Daha önce bu yazarın hiç bir kitabını okumadım ama methini çok duydum. Kitabın kalınlığı birazcık gözümü korkuttu ama uslup ve konusu açısından kolay okunacağına inanıyorum. Fikri olan var mı???
İşte böyle...Şu an elimde sürünen kitaplar ve kapıyı yeni çalan kitaplar hazırolda beni bekliyorlar. Sizde durumlar nasıl?

13 Mayıs 2012 Pazar

Kitapseverlere Duyurulur...



Bir adet kitap kulübü aranıyor!
Sevgili kitapsever dostlar, yeni üyelere açık olan bildiğiniz, tanıdığınız, içinde bulunduğunuz veya bulunmadığınız bir kitap kulübü var ise, lütfen beni de aranıza alınız. 
İletişim için yorum bırakabilir veya h[nokta]hazan [at] gmail[nokta]com adresine e-posta gönderebilirsiniz...
Teşekkürler...

Kırtasiye Alışverişli Anneler Günü

İkizlerim henüz 2 yaşında. Dolayısıyla 'Gidin babanızı kandırın, bana Anneler Günü için pırlanta kolye alın' ısrarlarım ikizlerimin babalarının ellerinden tutarak ancak yan odaya kadar gidebilmeleriyle sonuçlandı. Ben de kendi kendime iş başa düştü dedim ve bebeklerimi de yanıma alarak vurdum kendimi yollara.

Önce en yakındaki markete uğrayarak haftalık alışverişimizi yaptık (ikizler kendileri için çilekli süt aldı ve üst baş, yüz göz çileğe bulundılar). Ardından fırına uğrayıp taze ekmek  ve katmer aldık (ikizler bu sefer de kendilerine simit alıp donlarına kadar susama battılar). Hemen sonrasında çocuk parkına uğrayıp sallandık, kaydık, zıpladık, hopladık (temiz kalan yerlerimizi de kirlettik).

Anneler gününü boş geçirmemek üzere ucuza mal edilen bu faaliyeti kendime alacağım minik bir hediyeyle sonlandırmak istedim. En yakınımdaki züccaciyeye girdim hemen. Aaa bir de ne göreyim;  Serrose'nin sık sık blog'unda bahsettiği renkli bantlardan. Hemen 2 tane seçtim kendime...Bakın işte buradalar...

Siyah fon üzerine alışveriş yapan kırmızı başlıklı kız...


Beyaz fon üzerine mahalle görünümlü ev ve ağaç desenleri...


Burada da iki kız kardeş yan yana :)


İkizlerim fotoğraf makinesini 50 kez duvara çarptıkları ve telefonumun kamerasını da bol salyalı bir şekilde yemeğe kalkıştıkları için ne yazık ki fotoğraflarım net görünmüyor :/

İşte bir anneler günü daha ikizlerimin tatlı yaramazlıkları ve kendim için yapmış olduğum minik bir alışverişle sona erdi. Umarım herkes bu günden benim kadar keyif almıştır.

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

1 Mayıs 2012 Salı

Yaşasın Alışveriş No.1

Pazartesi sendromu demedik, haftanın ilk gününün yorgunluğu demedik, akşam akşam eşimle vurduk kendimizi yollara. Bu ay ikizlerimizin doğum günü, hem kıyafet, hem süs, pasta ve saire bakarız diye niyet ettik Allah rızası için bir AVM kapısından girmeye. Neye niyet neye kısmet! Doğum günümüz için sadece Winnie the Pooh'lu tabak ve bardak almayı başardık. Alışverişin geri kalanı ise D&R'da kitap bakmakla geçti.

Ortam loş, aldıklarım da şeffaf ambalajlı olunca telefonumun kamerası parlama yaptı. Net çekemedim. Ama neler aldığımı ben sizlere sayayım. Öncelikle evimizin olmazsa olmazı aylık Pepee dergimiz, bunu almadan eve dönseydik ikizler bizi eve sokmazdı zaten. Bunu müteakip yine kurbağalı ve kangurulu olmak üzere iki adet ışıl ışıl simle kaplanmış çocuk kitabı. Ve nihayet aylardır almayı isteyip bir türlü ulaşamdığım kitabım "Mino'nun Siyah Gülü". Bu kitabı o kadar çok övdüler ki, bırakın okumayı alırken bile heyecanlandım. Umarım bu kitap hakkındaki hislerim boşa çıkmaz.
Eve dönmeden hemen önce bu keyifli alışverişi damağımızda baki kalacak olan bir kahve aroması ile taçlandıralım dedik.
Eh, artık asıl almam gerekenler için de bir günümü daha alışverişe feda etmem gerekecek :)