28 Ekim 2012 Pazar

Ek Main Aur Ek Tu!


Nihayet...nihayeeet aylar sonra hoş bir film izleme şansı elde ettim. Geçen akşam ikiz sincapları uyutma sırası babalarındaydı (çaktırmayın bu aralar sıra bana hiç gelmiyor (;. Fırsat bu fırsat deyip uzun zamandır rafta beklemede duran bir filmi seyredeyim dedim. İyi de etmişim.

"Ek Tu Aur Ek Mein" bir bollyood (hint) filmi olup birebir tercümesi "Bir Ben ve Bir Sen"dir. Başrollerini Kareena Kapoor ve Imran Khan'ın paylaştığı film aşk mı arkadaşlık mı ikilemini sorgular. Bunu yaparken hem güldürür hem de ağlatır. Ha bi de içinde barındırdığı oynak şarkılarla (Hint filmlerinin olmazsa olmazı) hop hop hoplatır. Velhasıl İngilizlerin "like a perfect average" dedikleri türden yani entellektüel açıdan pek bir şey vermeyen ancak hoş vakit geçirten bir film olmuş. Uzun lafın kısası tavsiye ederim :)

Bu arada Hint filmlerinin uzunluğu 2.5 ile 3 saat arasında değişir ve ortalama 6 şarkı içerir. Programınızı ona göre yapın, uykusuz kalmayın derim :)

18 Ekim 2012 Perşembe

Ben yaptım :)

Bugün okumayı çok sevdiğim bloglardan biri olan durununannesi'ni okurken "kendin yap" kategorisi altında hayata geçirdiği muhteşem fikirlere denk geldim. Pastalar, t-shirt boyamalar, saklama kutuları, daha neler neler. Ne yazık ki el işleri konusunda beceriksizliğim ve ikizlerim nedeniyle kısıtlanan zamanım bu tür aktivitelere bulaşmama izin vermese de çok heveslendim ve çocuklar uyurken onlara sürpriz bir okul otobüsü yaptım. Bu aşamada beklentilerinizi lütfen minimumda tutunuz. Çünkü ben diyeyim okul otobüsü siz deyin traktör görünümünde oldu :D

Önce ikizlerimin vitamin kutularını ters çevirip katladım. Sonra kendinden yapışkanlı etiketlerin üzerine minik insan figürleri ve bir şoför çizerek (çizmeye çalışarak) kutunun üzerine yapıştırdım. Ardından yine kartondan 4 teker ilave ettim. Son olarak da biraz renk gelsin diye renkli kağıtlardan şekiller ve masking-tape'den şeritler ilave ettim. Bakalım uyanınca ne tepki verecekler. Ellerinde parçalanması ya da bir tane olduğu için ortadan ikiye bölünmesi an meselesi.

İşte bu da çakma okul otobüsümüzün görüntüsü...

 


 

Sağdan, soldan,  ve önden görüntüsü...her ne kadar otobüse benzemese de benimkilerin ilgisini çekeceği kesin :))



17 Ekim 2012 Çarşamba

Acil Öğle Yemeği Aranıyor!!!

Bezler değişti, sütler içildi, pepee izlendi, kahvaltı yapıldı, mutfak temizlendi, öğlen için sebze çorbası pişirildi, ev süpürüldü, gerekli telefon görüşmeleri yapıldı, nihayet ikizler öğlen uykusuna yatırıldı. Tüm bunların ardından elde üzerinde çalışılması gereken yüklü bir patent dosyası ve her yanına zil takmış cıngıl cıngıl çalan boş bir mide ile kalakaldım. Akşam yemeği yapmaya girişsem iş yetişmeyecek. Önce işi tamamlasam laptop'un üzerine açlıktan bayılma ihtimalim %99.9.

Ne yapmalı?! Girdim mutfağa, gözüme ilişen ilk malzemelerle omlet yapmaya karar verdim. Taze kırmızı biber, soğan, patetes, yumurta ve türlü baharatlardan ortaya leziz bir yemek çıktı. Umduğumdan daha lezzetli idi, öyle ki bitince arkasından ağlamamak için kendimi zor tuttum.

İnanmayanlar için işte bu da kanıtı :D


Not: Üzerinde çalıştığım dosya hala bitmedi ama olsun karnım doydu :))

4 Ekim 2012 Perşembe

Dün Akşam Neler Oynadık?

Oyun açısından verimli bir akşam geçirdik sanırım. Benim pilim daha ilk oyunda bitse dahi ikizlerim beni derhal şarj etmeyi ihmal etmiyor. Malum, söz konusu oyun olunca onların enerjisi ve tekrarlama istekleri sonsuz oluyor...

Önce ev yapımı bir çadır kurduk. Aslında evde Caillou figürlü hoş bir çadırımız var. Ama nedense benim yaptığım çadırda oynamayı seviyorlar. Çadır olarak adlandırdığımız çarşafın altında kimi zaman kamp yapıyoruz, kimi zaman onu tren yerine koyup çufçufluyoruz...bazen de uçak oluyor üzerine atlıyoruz :) İşte yapım aşamasında çekilmiş bir foto.

Çadırdan sıkılınca geçtik oyuncak sepetinin başına ve babamızın hafta başında getirdiği ramazan davullarında karar kıldık. Her biri astı davulu boynuna...gümbüdü gümbüt....vur patlasın çal oynasın...tabi bende hemen bir Minoset ihtiyacı baş gösterdi ama çaktırmadım. İşte bunlar da minik ramazan davullarımız.


Ve akşamımızın son dakikalarını biraz daha dingin geçirmek amacıyla oturduk resim defterinin başına. Başladık karalamaya. Anne bunu çiz, anne şunu çiz emirler yağarken sağdan ve soldan, ben de naçizane aşağıdaki korkunç resimleri çiziktirdim. Annelerinin resim becerisi vasat. Umarım bana çekmezler :))


İşte böyle...bir akşam daha sona erdi...Sizler neler yapıyorsunuz evde vakit geçirmek için. Lütfen paylaşın. Yeni fikirlere her zaman açık ve havaların soğuduğu şu günlerde muhtacım :)